Orijinalini görmek için tıklayınız : Hayvanlar Alemi


hasantek
18-11-2007, 16:00
[Only Registered Users Can See Links]

Maymun kedi

Maymun kedi (Leopardus wiedii) Margay olarak da adlandırılır, kedigiller familyasından Amerika Kıtası'nda yaşayan yırtıcı bir hayvan türü.

Özellikler
Maymun kedisi, dış görünüş olarak oseloya benzer. Ancak biraz daha küçük olup, ismini aldığı maymun gibi uzun kuyrukludur. Kürkü sarımsı-kahverengi olup, şerit halinde tertip edilmiş halka şeklinde koyu lekelere sahiptir. Kafası kısa ve yuvarlaktır. Herbir kulağının arkasında ise birçok diğer kedi türünde olduğu gibi beyaz bir leke taşır. Bu hayvanlar 46 dan 79 santimetre gövde uzunluğuna ulaşabilirler. Kuyruk 33 ile 51 cm arasında olurken, ağırlığı 2,6 ile 4 kg arasında değişir.

Dağılım ve yaşam alanı

Maymun kedisi, Orta- ve Güney Amerika'da, Andlar'ın doğusunda dağılmıştır. Dağılım bölgesi, Kuzey Meksika'dan Uruguay ve Arjantin'e kadar uzanır. Yaşam alanı ormanlar, temelinde tropik ve yarı tropik yağmur ormanlarıdır.

Yaşam tarzı

Maymun kedi mükemmel bir tırmanıcıdır ve bu yüzden ağaç oselosu adı da verilir. Neredeyse hayatının tamamını ağaç üstünde geçirir. Arka bacaklarını içeri doğru çok açık çevirebilir. Böylece arka bacaklarından denge bularak aşağıya asılması mümkündür. Başı yukarıda bir ağaçtan aşağı inebilen tek kedi türüdür.
Hem güzndüz hem de gece faal olabilir ve yılın çoğu zamanı yalnız yaşar. Sadece çiftleşme zamanı bazen kısa süreli beraberlik kurar.15 ile 43 kilometrekare büyüklüğünde kendilerine ait olan bir alanları vardır.

Beslenme

Bütün kediler gibi maymun kedileri ağırlıklı etoburdur. Memelilerle (kemirgenler, primatlar gibi) beslenirken, kuşlar, onların yumurtaları, kertenkeleler ve ağaç kurbağaları da besinleri arasındadır.

Üreme

Üremeleri hakkında bilgiler kısıtlıdır. Bugüne kadarki bütün gözlemler, esaret altındaki hayvanlar üzerinde yürütülmüştür. Belli bir çiftleşme zamanları yoktur. Gebelik 76 ile 84 gün sürer ve bir batında dişi, bir ile iki yavru dünyaya getirir. Yeni doğanlar kör olup, gözleri iki hafta sonra açılır. Sekiz haftadan sonra katı besinler alırlar.

Tehdit

Maymun kedileri önceden kürkleri yüzünden, yıllık binlerce sayıda avlanmışlardır. Tür, dağılım alanının bulunduğu ülkelerde koruma altına alındığından beri bu durum önemli ölçüde gerilemiştir. Maymun kedisi Uluslararası CITES sözleşmesinde Ek.I listesine dahil edilmiştir. Bu, türün özel kişilerce ticaretini ve maymun kedisi kullanılarak üretilmiş her türlü mamülün ticaretini yasaklar. Bugün en büyük tehtit, yaşam ortamları olan ormanların yok edilmesi ve bu durumun hayvanları, yaşam alanlarında giderek sıkıştırmasıdır. Bu husus, tür olarak ormanlarda uzmanlaşmış meymun kedisini, akrabası olduğu oselodan daha güçlü bir şekilde etkilemektedir. Ürkek ve ender bulunan bu kedi ise dağılım alanlarının büyüklüğü sebebiyle henüz direk olarak tehdit altında değildir. IUCN, tüm popülasyon olarak 50.000'den fazla yetişkin maymun kedisi olduğunu tahmin etmektedir.

hasantek
18-11-2007, 16:01
[Only Registered Users Can See Links]

Malaya ayısı

Malaya ayısı (Helarctos malayanus), esasen güneydoğu Asya'nın (Sumatra ve Borneo gibi) tropikal yağmur ormanlarında yaşayan bir ayı türüdür; var olan ayıların en küçüğüdür ve çok iyi tırmanıcıdır.
Malaya ayısı için "güneş ayısı" ya da "tropikal ayı" adları da kullanılır. Göğsünde nal veya gerdanlık biçiminde sarımsı-turuncu bir leke bulunur.

Bilimsel adlandırma

Malaya ayısı için Wikipedia'da açılmış olan Sun Bear maddesinde yer alan bilimsel sınıflandırma tablosunda, cins için "Ursus (Helarctos)" ve tür için de "Ursus (Helarctos) malayanus" adlarına yer verilmektedir. Ancak:
Wikispecies'deki "Ursus" maddesinde "Ursus malayanus" bulunmamaktadır ; Malaya ayısı, "Helarctos malayanus" olarak, "Helarctos" cinsi maddesinde görülmektedir.
Bütünleştirilmiş Taksonomik Bilgi Sistemi'nin (Integrated Taxonomic Information System, ITIS) internet sitesinde de benzer bir durum söz konusudur:
Helarctos, içinde tek bir tür olarak Helarctos malayanus`u (güneş ayısı) içeren bir cinstir.
Ursus cinsinde yer alan türler içinde, "Ursus malayanus" olarak adlandırılmış bir tür yoktur.
IUCN Helarctos malayanus olarak geçmektedir.

hasantek
18-11-2007, 16:02
[Only Registered Users Can See Links]

Ada tavşanı

Evcilleştirilmiş tavşanların atası olan ada tavşanları, Türkiye’de ve dünyada en sık görülen tavşan türüdür. Boy 35-45 cm., ağırlığı 1-2.5 kg. arasındadır. Yabani tavşana göre daha küçük olan kulaklarının ucunda benekler vardır. Arka ayaklar daha büyük ve güçlüdür. İlk olarak Güney Fransa, İber Yarımadası ve bir olasılıkla Kuzeybatı Afrika’da yaygın olan bu tür, besin kaynağı ve eğlenmek için avlanmak amacıyla diğer bölgelere insanlar tarafından yerleştirilmiştir.
Üç metre derinlikte, 45m. uzunlukta, 15 cm. çapında oyuklar kazarlar. Bu dehlizlerde, yuva olarak kullandıkları bölgeler, 30-60 cm. yükseklikte ve otla döşelidirdir. Ana girişin ağzında toprak yığılıdır. Akşam ve sabah karanlığında aktiftirler. Koloni halinde yaşarlar. Koloni içinde dominant hiyerarşi vardır. Kısmen göç ederler. 9 yıl kadar yaşarlar.
Ot ve diğer bitkilerle beslenir. Bunları bulamadıklarında ise kabuk ve filizleri kemirirler. Tarlalardaki ürünleri de yerler. Sıcak mevsimlerde çoğalılar. Gebelik 28-33 gündür. Yavrular, 1 aylıkken sütten kesilirler ve anneden ayrılıp koloniye katılırlar. Bundan sonra anne, yeniden bir yuva kazar ve yeni yavrularını burada büyütür.
Ada tavşanları postları ve etleri için avlanırlar. Türkiye’de avı serbesttir. Kırmızı listede soyları tehlikede olmayan hayvanların yer aldığı nt statüsündedir. Evcil türleri denek olarak kullanılır.

hasantek
18-11-2007, 16:02
[Only Registered Users Can See Links]

Afrika yaban köpeği

Afrika yaban köpeği (Lycaon pictus), köpekgiller (Canidae) familyasından Afrika'da yaşayan vahşi bir köpek türü.
Büyük Sahra'nın güney ve doğu kesimlerinde yaşar. İri ve yuvarlak kulaklı, postu siyah, sarı ve beyaz benekli alacalı, son derece yırtıcı bir hayvandır. Yiyebileceğinden çok daha fazlasını öldürür.
Bilimsel ismi Lycaon pictus "alacalı kurt" anlamına gelir ve bu adı postunun çok alacalı olmasından alır. Temel rengi siyah olmasına rağmen, bütün vücudu kahverengi, sarı, beyaz ve kırmızımsı lekelerle kaplıdır. Post rengi her bireyde farklı dağılım gösterir. Böylelikle hiçbir köpek eşit olarak görünmez. Kürkü kısa, yer yer dökülmüş olduğundan, bazı yerlerinde çıplak et görünebilir.
Kafası dahil uzunluğu 90 cm'dir. Buna ek olarak 35 cm kuyruk gelir. Yerden omuz yüksekliği 70 cm'dir. Ağırlığı ise yaklaşık 25 Kg tutar. Bu ebatları ile çakal ile kurt arasında bir yer edinir.

hasantek
18-11-2007, 16:04
[Only Registered Users Can See Links]

Ağaç kurbağası

Ağaç kurbağası (Hylidae) (ağaç kurbağaları) familyasını oluşturan kurbağa türlerine verilen ad.
Genellikle küçük, ince yapılı ve uzun bacaklıdırlar. Ön ve arka parmaklarının ucunda, tırmanmaya yarayan emici diskler bulunur. Bazı türler iyi tırmanamadığından su içinde ya da karada yaşar. Çoğu türde dişi kurbağa yumurtalarını suya bırakır.
Kuzey Amerika'nın ılıman iklim bölgelerinde geniş yayılış gösterirler. Ayrıca Papua Yeni Gine ve Avusturalya'da da yaygındırlar.

Sınıflandırma

Ağaç kurbağaları 4 alt familya ve 37-39 cinse ayrılır.
Alt familya: Pelodryadinae
Cins Cyclorana
Cins Litoria
Cins Nyctimystes
Alt familya: Phyllomedusinae (Yaprak kurbağaları)
Cins Agalychnis
Cins Hylomantis
Cins Pachymedusa
Cins Phasmahyla
Cins Phrynomedusa
Cins Phyllomedusa
Alt familya: Hemiphractinae
Cins Cryptobatrachus
Cins Flectonotus
Cins Gastrotheca
Cins Hemiphractus
Cins Stefania
Alt familya: Hylinae
Cins Acris
Cins Anotheca
Cins Aparasphenodon
Cins Aplastodiscus
Cins Argenteohyla
Cins Corythomantis
Cins Duellmanohyla
Cins Hyla
Cins Lysapsus
Cins Nyctimantis
Cins Osteocephalus
Cins Osteopilus
Cins Phrynohyas
Cins Phyllodytes
Cins Plectrohyla
Cins Pseudacris
Cins Pseudis
Cins Pternohyla
Cins Ptychohyla
Cins Scarthyla
Cins Scinax
Cins Smilisca
Cins Sphaenorhynchus
Cins Tepuihyla
Cins Trachycephalus
Cins Triprion
Cins Xenohyla

hasantek
18-11-2007, 16:05
[Only Registered Users Can See Links]

Alaca baykuş

Alaca baykuş (Strix aluco); boyu 37-39 cm, kanat açıklığı 94-104 cm. olan Baykuşgiller familyasına ait bir kuş türüdür.
Yaşam yerleri ormanlar, büyük parklardır. Geceleri hareketlidir, gündüzleri ağaçlarda dinlenerek geçirir. Ötüşü çok belirgindir. Genellikle geceleri bazen gündüzleri duyulur. "Huuu-hu-hu-huuu" diye öter.

hasantek
18-11-2007, 16:05
[Only Registered Users Can See Links]

Ahtapot


Ahtapot, (Octopus vulgaris) kabuksuz bir kafadan bacaklıdır. Kayalar üstünde kollarıyla sürünerek ve suyu hunisinden püskürterek hareket eder. Dev ahtapot çeşitleri korkunç bir şöhrete sebeb olmuştur. Küçük türleri kayalık ve yarıklar arasında gizlenerek avlanır. İnsan ve büyük hayvanlardan saklanırlar. Çekmenli kollarıyla yengeçleri yakalar, kabuklarını boynuzsu bir çift çeneleriyle ve dişli dilleriyle parçalarlar. Vücutları kese şeklinde yuvarlağımsı olup, manto üzerinde yüzgeçler yoktur. Boyları 100 cm ye kadar çıkabilir. Bir çift küçük çubuk halinde kabuk kalıntısı bulunur. Ağız çevresinde, üzerinde 2 sıra vantuz bulunan 8 adet, benzer yapıda güçlü bacak ve kolları bulunur. Erkeklerde bu kollardan birisi seksüel organ vazifesi görecek şekilde değişikliğe uğramış olup hektokotil olarak adlandırılırlar.

Ahtapotun yumurtaları

Ahtapotun yumurtasının her biri bir kapsülle muhafaza edilir. Yumurtalar salkım şeklinde bir küme meydana getirir. Her kapsülün bir ucu taşa veya başka bir zemine bağlanır. Dişi ahtapot yumurtaların üzerine kuluçkaya yatar. Açlıktan ölme pahasına yumurtalarını terk etmez. Yumurtadan doğrudan doğruya ergine benzer yavrular çıkar. Bu yavrular sinir sisteminin kontrolü altında kasılarak veya gevşeyerek seri bir şekilde renklerini değiştirerek bulundukları ortama adapte olurlar.

hasantek
18-11-2007, 16:06
[Only Registered Users Can See Links]

Ay balığı


Ay balığı ya da Pervane balığı (Mola mola. Latince mola değirmen taşı demek) Molidae familyasına ait balık türü. Lezzetsiz ve kötü kokan etinden dolayı ticari değeri yoktur.
En büyükleri ağzından kuyruğuna kadar 3 metre, sırt yüzgecinden anal yüzgecine kadar 4 metre ve 2 ton ağırlığa kadar varabilirler. 100 yaşına kadar varabildikleri tahmin edilir. 2 ton ağırlıkları dikkate alınarak, toplam 27,000 balık türünü kapsayan kemikli balıklar sınıfının en büyük balığı denilebilir (çünkü boyları 7-8 metreye kadar varan mersin balıklarının ağırlıkları en fazla 1,5 ton olur).
Kaba yapılı vücudunun sanki yarısı eksikmiş gibi görünmektedir. Karın yüzgeçlerinin de eksik olması bu görüntüyü dahada ilginçleştirir. Ama balığın iç organlarındada bir eksik vardır; yüzme kesesi ve pulları evrensel gelişmesinde gittikçe küçülüp yok olmuşlardır.
Daha henüz yavru olan ay balıklarının iyi gelişmiş ve kullanışlı bir kuyruk yüzgeçleri vardır, ama balıklar büyüdükçe kuyruk yüzgeçleride gittikçe genişler ve sonunda dalgalı uzun bir perde oluşturur. Bu yüzgecini ilerlemek için kullanamaz. Sadece çok büyük olan sırt ve anal yüzgeçlerinin gücü ile ileriye doğru haraket eder. Ay balığı iyi bir yüzücü değildir, ve haraketleri çok kabadır.
Sadece iki türden oluşan Mola cinsinin diğer türü Mola ramsayi'dir. Bu türün vücut yapısı biraz daha kibardır.
Ay balığının derisi 15 cm kalınlığındadır, ve böylece dünyadaki bütün yaratıkların en kalın derisine sahibtir. Bu kalın derisinin üzerinde 50 ayrı tür parazitler ve mikroorganizmalar yaşar. Bunlar ay balığının karanlıkta parlamasına yol açabilirler.
Dişileri 300 milyon yumurta döker. Bunların çoğu diğer balıklara yem olur. Yumurtadan çıkan yavrular sadece 2-3 milimetre büyüklüğündedirler, ve böylece annelerinin büyüklüğü ile orantılı bakış tarzında hayvan aleminin en küçük yavrularıdırlar. Yavru balıkların uzun bir dikenleri vardır.
Ay balıkları özellikle Asya'nın, Afrika'nın ve Avustralya'nın ılık denizlerinde bulunurlar, ve 1000 metre derinliğe kadar dalabilirler. Yaz zamanında Akdeniz'de de görülebilirler.
Sudan dışarıya dikilen sivri yüzgecini görenler, ay balığını köpek balığı zannedebilirler, ama ay balığı çok sakin bir hayvandır ve örneğin kendine yaklaşan dalgıçları çok sakin karşılar.
Beslenmeleri deniz anaları, plankton, küçük balıklar ve diğer küçük deniz hayvanlarından oluşur.
Vücutları fugu balığından ve bazı diğer Tetraodontiformes takımına ait balıklardan tanıdığımız Tetrodotoxin zehirini üretebilir.
Eti yenilmediğinden, insanlar için hiçbir değeri olmasa bile ay balıklarının sayıları azalmaya devam etmektedir. Sebep, denizlerin gitgide kirlenmesidir.

[Only Registered Users Can See Links]

hasantek
18-11-2007, 16:07
[Only Registered Users Can See Links]

Buldok, İngiliz asıllı bir köpek ırkıdır.
Başlangıçta boğalarla oynanan bir oyunda kullanılmak için yetiştirilen buldog (adı İngilizce boğa köpeği anlamına gelir), bu oyun sırasında, her yandan saldırarak boğayı burnundan yakalıyordu:
İri kafası, kalın ve son derece dayanıklı gövdesiyle bu tür bir spora çok elverişliydi. 1835'te bu spor yasaklanınca, buldoğun işlevinin sona erdiği düşünüldüyse de, buldog yetiştiricileri ırkı korumaya karar verdiler ve bu çok kavgacı, çok savaşçı köpeği sakin, sessiz bir ev köpeğine dönüştürdüler. Buldogun, bedeninin geri kalan bölümüne oranla çok iri olan kafası, doğumlarının sezaryenle yapılmasını gerektirir. Yassı yüzü nedeniyle solunum bozukluklarına karşı oldukça duyarlıdır ve sıcaktan çok etkilenir. Ayrıca kulaklarından da sıkça rahatsızlanır.
Erişkin bir buldoğun ağırlığı 22 kg'ı, omuzdan yere yüksekliği 33-38 cm'yi bulur.

hasantek
18-11-2007, 16:07
[Only Registered Users Can See Links]

Boz ayı (Ursus arctos), ayıgiller (Ursidae) familyasından Türkiye, Balkanlar, Sibirya, Kuzey Afrika ve Kuzey Amerika’da yaşayan ayı türü. Batı Avrupa’da çok avlanıldığından şimdi ancak Pirene Dağlarında ve İskandinav ülkelerinde rastlanır.
Kuzey Amerika ormanlarında yaşayan boz ayının alt türü olan ve korkunç ayı olarak da bilinen Grizzly ayısı (U. arctos horribilis), 2,5 metre uzunlukta ve 450 kg ağırlıktadır. Tırnakları ise 10 cm uzunlukta olduğundan ağaçlara tırmanamaz. Fakat iyi yüzücüdür. Alaska’da yaşayan Kodiak boz ayısı dünyanın en iri etçil hayvanıdır. 270 cm uzunlukta ve 800 kg ağırlıktadır. Arka ayakları üzerine kalktığı zaman 360 santimetrelik korkunç görünüşlü bir dev olur. Türkiye’de yaşayan ve sokaklarda ayıcıların oynattıkları ayılar boz ayı türüdür.
Alt türler
Ursus arctos arctos
Ursus arctos beringianus
Ursus arctos californicus
Ursus arctos crowtheri
Ursus arctos gobiensis
Ursus arctos horribilis
Ursus arctos isabellinus
Ursus arctos marsicanus
Ursus arctos middendorffi
Ursus arctos nelsoni
Ursus arctos pruinosus
Ursus arctos syriacus
Ursus arctos yesoensis

hasantek
18-11-2007, 16:08
[Only Registered Users Can See Links]

Bıldırcın (Coturnix coturnix), Phasianidae familyasından 18-20 cm boyunda, küçük başlı, narin ve sert gagalı kuş türü.
Başı koyu kahverengi ve gözlerinin çevresi beyaz halkalıdır. Otlar, tahıl tarlaları ve bodur ağaçlıklı alanlarda gezinerek tohum, kurtçuk ve böceklerle beslenir. Yuvasını çalılıklar altında eştiği bir çukurda yapar. Sarı kahverengi benekli 7-15 yumurta yumurtlar. Yılda 2-3 defa kuluçkaya yattığı olur. Üç haftada yumurtadan çıkan yavrular, hemen analarının peşlerine takılarak kurtçuk ve böcek yemeye başlarlar. Bıldırcınlar Eylül-Ekim aylarında Afrika’ya göç ederek kışı geçirir. Mayıs, Haziran'da tekrar Avrupa’ya dönerler. Gece alçaktan uçarak göç ettiklerinden ağ kurularak rahatlıkla yakalanırlar. Eti çok lezzetlidir.

hasantek
18-11-2007, 16:09
[Only Registered Users Can See Links]

Bayağı doğan (Falco peregrinus), Gök doğan olarak da bilinir, doğangiller (Falconidae) familyasından 42-52 cm uzunlukta, sırtı külrengi ve enine çizgili bir doğan türü.
Tıknaz vücutlu, güçlü, kıvrık kısa gagalı, yırtıcı pençelidir. Sırtı kül renginde ve enine kahverengi çizgilidir. Karın kısmı beyazdır. Uzun, sivri kanatlı olup, saatte 200 kilometreye yakın bir hızla uçar. Avına 300 km hızla pike yapar. Dişileri erkeklerinden daha iridir. Kuş, fare ve tavşan avlar. Küçük memeli kemiricilerin aşırı çoğalmasına mani olur. Yüksek bir ağaç veya kayanın üzerine konarak avını bekler. Yahut yükseklere çıkarak belli bir alan üzerinde büyük daireler çizerek süzülür. Gözleri pek keskindir. Tarlada dolaşan küçük fareyi görebilir ve hızla pike yaparak yakalar. Güvercin ve kümes hayvanlarına da saldırır. Göçmen ve yerli olanları vardır. Kıvrık üst gagası bir nevi dişlidir. Tarlalar çevresinde, suya yakın yüksek ağaç veya dağ tepelerinde tüner.
Dişileri, erkeklerinden daha iricedir. Dişi zirvedeki kovuklara kırmızımtrak 3-7 yumurta yumurtlar. Kuluçkaya erkek de yardım eder. 21 gün zarfında yavrular çıkar. Bayağı doğan, avcılar tarafından evcilleştirilerek av kuşu olarak kullanılır.

hasantek
18-11-2007, 16:09
[Only Registered Users Can See Links]

Balıkçı kedi veya Balık kedisi (Prionailurus viverrinus), kedigiller (Felidae) familyasından Güney Asya'da yaşayan bir yaban kedisi. Yakın akrabası olan bengal kedisine çok benzese de ondan belirgin bir şekilde daha büyüktür.

Özellikleri
Gövde uzunluğu 80 cm olup buna ilaveten 30 cm uzunluğunda kuyruğu vardır. Kürkü yeşilimsi gri renktedir ve siyah beneklerle kaplıdır. Ayrıca başında da siyah şeritler vardır. Balıkçı kedi, pençe tırnaklarını tam olarak içeri çekemeyen az sayıdaki kedi cinslerinden biridir. Pençeleri, perdeli donanıma sahiptir.

Yaşam alanı

Balıkçı kedi Güneydoğu Asya'nın tropik ve subtropik bölgelerine yayılmıştır. Hindistan'ın doğu ve güneyinde, karasal Güneydoğu Asya'da, Sri Lanka, Sumatran ve Java'daki 1 milyon kilometrekareden fazla olan dağılım alanlarının tamamında rastlanabilir. Genelde ormanlarda bulunurlar ve sürekli olarak sulak alanlarda görülürler. Bataklıkları, gölleri ve yavaş akan nehirleri tercih ederler; kuvvetli akışı olan nehir ve dereleri tercih etmezler.

Yaşam tarzı

Çoğu kedinin aksine balıkçı kedi iyi yüzücüdür. Avlanırken kıyıda dikilip isabetli pençe darbeleriyle balıkları sudan çıkarmakla kalmaz, ayrıca sıklıkla sığ sularda bata çıka yürüyerek yengeç ve diğer su hayvanlarını ararlar. Yüzerek ve dalarak balıkları avlarken, kurbağa, yengeç ve su salyangozlarını da yerler. Zaman zaman karada da avlanarak, fareleri, kuşları, böcekleri yakalarlar. İstisnai olarak kuzu büyüklüğündeki memeli büyük hayvanlar da avları arasındadır.

hasantek
18-11-2007, 16:10
[Only Registered Users Can See Links]

Ağaçkakan


Ağaçkakan, Picinae (ağaçkakanlar) alt familyasını oluşturan ağaçların kabuklarını gagalayarak altlarında gizlenmiş tırtıl ve böceklerle beslenen, sivri gagalı hoş renkli kuş türlerinin ortak adı.

Özellikleri
Ayakları dörder parmaklıdır. İkisi öne ikisi arkaya yönelmiştir. Keskin ve çengelli tırnaklarıyla ağaç gövdelerine sımsıkı tutunur. Dik ve sivri tüylerden meydana gelen, kıvrılmayan güçlü kuyruğunu da destek olarak kullanır. Kısa sıçramalarla ve hızla ağaç gövdelerine tırmanırlar.
Renkleri çeşitli olup, boyları cinslerine göre 9 ile 50 cm arasında değişir. Çok ürkek olduklarından tenha orman, park ve bahçeleri tercih ederler. Çoğunlukla ağaçlarda gagaları ile oydukları yuvalarda barınırlar.

Yaşam şekli

Ağaçkakanların boyun kasları çok gelişmiştir. Beyinleri, güçlü kafatası kemikleriyle örtüldüğünden, gagalarıyla yaptıkları darbe sarsıntılarından korunurlar. Uzun, sert ve kuvvetli gagalarını bir keski (iskarpela) gibi kullanarak, ağaç kabuklarını didiklerler. Kabukların altında yaşayan tırtıl ve böcekleri bulup yerler. Ağaçkakanların dili uzun ve solucana benzer olup, hızla, gaga ucundan daha uzağa uzanabilir. Dilin dibi, ileri gidip gelebilen kıkırdaklı bir kısma bağlıdır. Bunun sayesinde dil rahatça ileri uzanıp çekilebilir. Ucu yapışkan ve kancalı olan dili ile, tırtıl ve böcekleri zıpkınlayarak kabuk altındaki galerilerinden çekip alırlar. Bazı çeşitlerinin dil ucunda ince, sert, dikencikler de vardır.
Ağaçkakan, gagasıyla ağaç gövdesine belli aralıklarla vurur. Yansıyan sesleri değerlendirerek kabuğun hangi noktasında tırtıl bulunduğunu keşfeder. Böylece boşuna delme zahmetinde bulunmaz. Ağaçkakanların kabuk altlarındaki böcekleri görmeden yerlerini kesin olarak tespit edebilmeleri merak konusudur.

Üreme

Eşleşme devrelerinde kuru ağaç dallarını gagalayarak çıkardıkları tik-taklarla karşı cinslerini çağırırlar. Dişileri, 2-3 adet beyaz yumurta yumurtlarlar. Eşler, 16-18 gün kadar sırayla kuluçkaya yatar. Yavruların bakımıyla daha çok erkek ağaçkakan ilgilenir.

Beslenme

Ağaçlara zarar veren tırtıl, böcek ve kurtçukları yedikleri için çok faydalı olan bu hayvanlar, ilkbaharda yeşeren ağaçların kabuklarını odun kısımlarına kadar çember şeklinde didiklerler. Bu da ağaçların kurumasına sebep olduğundan, bahçıvanlar tarafından kovalanırlar. Bu kuşların bir de ceviz, badem gibi sert kabuklu ve iri taneli meyveleri ağaçların, kabuk çatlaklarına sıkıştırıp sonra da içlerini yemek gibi adetleri de vardır.

Dağılımı

Kutuplar, Avustralya, Madagaskar ve Okyanusta'ki birkaç ada hariç, dünyanın her yerinde yaşar.

Sınıflandırma
Oymak : Dendropicini
Dendrocopos
Dendropicos
Dryocopus
Melanerpes
Picoides
Sphyrapicus
Veniliornis
Xiphidiopicus
Oymak : Malarpicini
Campethera
Celeus
Colaptes
Dinopium
Geocolaptes
Hemicircus
Meiglyptes
Mulleripicus
Piculus
Picus
Oymak : Megapicini
Blythipicus
Campephilus
Chrysocolaptes
Gecinulus
Reinwardtipicus
Sapheopipo

hasantek
18-11-2007, 16:10
[Only Registered Users Can See Links]

Akrep

Akrep , (Scorpiones) takımını oluşturan genellikle sıcak ve nemli bölgelerde yaşayan, vücutları sert kitin bir tabaka ile örtülü, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehir iğnesi bulunan eklembacaklılara verilen ad.
Taşların altında, duvar yarıklarında, kurumuş ağaç kabukları altında veya yer altında kazdıkları dehlizlerde rastlamak mümkündür. Karlı bölgeler hariç hemen hemen her yerde yaşarlar. Yalnız yaşamayı severler. Yassı halkalardan teşekkül eden vücut; başla kaynaşmış bir gövde, karın ve kuyruk (telson) olmak üzere üç bölümden meydana gelir. Gövdede önden arkaya doğru büyüklükleri artan, uçları çift çengelli dört çift yürüme bacağı bulunur. Gövdeye bağlı karın kısmı ise 7 geniş halkadan meydana gelmiş, alt yüzeyinde birinci halkada kapaklı bir adet cinsiyet açıklığı, ikinci halkada dokunum ve iz bulma görevi yapan bir çift tarak organı, 3, 4, 5 ve 6. halkalarda "kitap trakeleri" adını alan solunum organına ait birer çift olmak üzere toplam dört çift solunum deliği (stigma) vardır. Karın kısmından sonra 6 adet dar ve yuvarlaksı halkalardan meydana gelen ve bir yay gibi sırta doğru bükülebilen akrebin kuyruğu, eğrilmiş bir zehir iğnesi veya mızrağını taşıyan şişkin halka ile biter. Akrep, yürüdüğünde kuyruğunu kaldırır. Düz ve kaygan yüzeylere tırmanamaz. Halk arasında vücudunun son bölümü her ne kadar akrebin kuyruğu olarak biliniyorsa da, gerçekte karın kısmının daralan uzantısıdır. Çünkü içinden bağırsak geçmekte olan telsonun sondan bir önceki halkasında dışkılık son bulmaktadır.

hasantek
18-11-2007, 16:12
[Only Registered Users Can See Links]

Aslan

Aslan (Panthera leo), kedigiller (Felidae) familyasından etçil memeli bir hayvan türü. Afrika, Arabistan, İran ve Hindistan bölgelerinde yaşar. 2 m uzunlukta, 1 m yüksekliktedir; erkeği 250 kg, dişisi ise 150 kg ağırlığındadır. Ömrü 25-30 senedir

[Only Registered Users Can See Links]
Aslanlarının dağılım haritası


Geniş alınlı, güçlü çeneli, uzayıp çekilebilen tırnaklı, sarımtrak kısa ve yatık tüylüdür. Kuyruğunun ucu püsküllüdür. Erkek aslanın başının etrafı uzun ve güzel bir yele ile süslüdür. Omuzlarının üzerine kadar dağılan bu perçem, kızdığı zaman kabarır.
Aslanın dili büyük ve diken gibi sert kıllarla örtülü olduğundan, yalarken avının derisini ve iri kemiklerin etini sıyırır. Bu dehşetli hayvan, pençesi ile avladığı canlı hayvanlarla geçinir. Kendi avından karnını doyurunca geriye kalanı terk edip, bir daha o leşi yemez.
Çiftleşme mevsimleri değişiktir. Dişi aslan çiftleşmeden 108 gün sonra 3-4 (bazan altı) yavru doğurur. Yavrular gözleri açık doğarlar. Yavrularını üç ay emzirir. Önceleri baş ve ayakları benekli sırt ve kuyrukları enine çizgilidir. Zamanla bu lekeler kaybolur. Anne ve babaları tarafından üç yaşına kadar korunarak yetiştirilirler. Üç yaşını dolduran erkek yavruların yeleleri çıkmaya başlar, yedi yaşında olgunlaşırlar.


[Only Registered Users Can See Links]
Darıca Hayvanat bahçesinde Erkek Arslan

Erkek aslanlar yeni bir dişi ile beraber olunca,eğer dişinin o erkek aslandan baska yavrusu varsa,yeni beraber olduğu erkek aslan o yavruları öldürür,nedeni ise yavrunun sorumluluğunu almak istememesi,ayrıca erkek aslanlar yalnız ve aç olmadıkları sürece asla avlanmazlar,avı dişi aslanlar gerçekleştiri buna rağmen avı önce erkek aslanlar yer. Ayrıca bir günde 52 birleşme yaşarlar.

[Only Registered Users Can See Links]

hasantek
18-11-2007, 16:14
[Only Registered Users Can See Links]

AT
At Alm. Pferd (n), Fr. Cheval, İng. Horse. Familyası: Atgiller (Equidae). Yaşadığı yerler: Evcilleri olduğu gibi, Amerikan bozkırlarında “Mustang”ve Altay dağlarının her iki yanındaki açık arazilerde “Prezevalski” denen yabani atlar sürüler halinde yaşar. Özellikleri: Küçük başlı ve kısa kulaklıdır. Yelesi ve kuyruk ucu uzun kıllıdır. Midilli atları koç iriliğindedir. Ömrü: 40-60 sene. Çeşitleri: En meşhuru Arap, İngiliz ve Midilli atıdır.
Tek tırnaklılar takımının, Atgiller familyasından bir memeli. Erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay, yumurtaları çıkarılmış, iğdiş edilmiş olana da beygir denir. Hepsine genelde at adı verilir. Arabide binek ve yük hayvanı olan ata; dabbe, matiyye, semend, tusen-i sütur denir. Cenk atına da rahş denir. Hepsi otla beslenir. Geviş getirmezler. Memeleri kasık bölgesinde arka ayaklarına yakındır. Üçüncü parmakları geniş bir tırnakla çevrilmiş olup “ toynak” adını alır. Bunun üzerine basarak yürürler. İnsanlara hizmet eden hayvanların en kabiliyetlisi ve kıymetlisidir. İnsanların, eski harp meydanlarındaki yardımcısı, yük taşımada hizmetçisi, yarış, cirit, çit atlama ve av sporlarında neşe ve zevk ortağıdır. Silah gürültüsüne ve bando sesine rahatlıkla alışır.

At, cesur ve atılgan olduğu gibi sahibine son derece itaatkardır. Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur. Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder. Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder. Bugün Amerikan bozkırlarında yaşayan Mustang adıyle anılan vahşi atlar, İspanyolların Amerika’ya götürdükleri ehli atlardan kaçanlardan yabanileşenlerdir. Az yiyecekle yetinip, her türlü iklim şartlarına dayanırlar.

Tarpan adıyla anılan Avrupa yaban atının (E. caballus gmelini) 1876’dan beri nesli tükendi. Bugün eski dünyada hala neslini devam ettiren yalnız bir yaban atı vardır. Bu at Orta Asya Moğolistan’ının soğuk ve ıssız ovalarında yaşar. Asya yaban atı veya Prezevalski dendiği gibi Moğolistan yaban atı da denir. Altay dağlarının her iki yanında yaşar. Siyah kısa ve dik yeleleri ile, ağır ve iri başları, küçük kulakları, uzun kıllı kuyrukları ile evcil atlardan farklılık gösterirler. Renkleri kırmızımtrak kahverengi olup çekici bir görünüşleri vardır. Burun kısımları beyazdır. Kışın kılları uzayarak soğuktan korunurlar.

Evcil atlar: Tahminen 4000 seneden beri insanlara hizmet etmektedir. Bugünkü modern atların Asya yaban atından türediği şüphelidir. Bazı zoologlar Avrupa yaban atından türediğini ileri sürmektedirler. Evcilleştirilmiş atların birçok soyları vardır. Bugün küçük Midilli atları ile Safkan Arap atlarının soy kütüğü kesin olarak bilinmemektedir.

Atlar 20-30 sene yaşar, bazı kısraklar 15 yaşına kadar doğurur. On bir ay gebe kalır ve genellikle bir yavru doğururlar. Yavrunun gözleri açık olarak doğar ve birkaç dakika sonra ayağa kalkarak annesini takibe başlar. Yük çekme ve taşıma atları, kalın bacaklı, iri cüsselidir. Binek ve yarış atları ince uzun bacaklıdır. Atlar arasında hased yok ise de, birbirlerine gıpta etmek huyları vardır. Bu da yarışta, hendek ve çit atlamada kendini gösterir. Birbirlerine imrenerek daha hızlı koşup öne geçmek isterler. Saatte 60-70 km hızla koşanları vardır. Atların tüy renkleri çeşitli olup, renklerine göre çeşitli isimler alırlar. En tanınmışları: Ak, akçıl, kır, al, alakı, geyik kırı, çil yeşil, al pekmez köpüğü, doru, hurma dorusu vs.’dir.

Erkek eşek ile kısrak eşleştirilirse katır elde edilir. Aygır (erkek at) ile dişi eşeğin birleşmesinden de barda denen katır çeşidi elde edilir. Her iki melez de üremezler. Katır, bardadan daha dayanıklıdır.

Arap atı: Çok dayanıklı mükemmel bir binek ve yarış atıdır. Arabistan’a geçen Orta Asya ve Anadolu Türk atlarından türemiştir. İngiliz atlarından daha dayanıklı olup, 24-28 saat hiç su içmeden yol alabilir.

İngiliz atı: İyi bir binek ve yarış atıdır. Özellikle yarış için yetiştirilir. Arab aygırı ile İngiliz yerli kısraklarının çiftleştirilmesinden türetilmiş bir soydur. Arab atından daha uzun bacaklıdır.

Midilli atı: Küçük, sakin ve dayanıklı bir at çeşididir. Keçi veya koç iriliğindedir. Çocuklar için iyi bir binek hayvanıdır. Hafif gezinti arabalarına koşulduğu gibi maden ocaklarında da istifade edilir. Shetland, İslanda ve Norveç midillileri meşhurdur.

At yetiştiriciliği: Asya, Avustralya ve Amerika’daki geniş bozkırlarda hala vahşi at sürüleri yaşamaktadır. Evcil atlar haralarda yetiştirilir. Ülkemizde ilk hara 1913’te Aziziye’de kuruldu. Türkiye’nin ilk modern harası ise 1924’te açılan Karacabey harasıdır.

Atın evcilleşmesi

Przewalski' atı (Equus ferus przewalskii)olarak tanınan Moğol kirtag, bu gün yaşayan tek vahşi attir.

hasantek
18-11-2007, 16:15
[Only Registered Users Can See Links]

Dingo


Dingo (Canis lupus dingo), köpekgiller (Canidae) familyasından Avustralya'daki tek etçil yaban hayvanı olan ve dünyanın başka hiçbir yerinde yaşayamayan yaban köpeği türü.
Eskiden yalnızca keseli hayvanların yaşadığı Avustralya'ya nasıl ve ne zaman ulaştığı bilinmeyen dingonun fosil kalıntıları, günümüzden 40.000 yıl öncesinden bu yana var olduğunu ortaya koymuştur. İri bir köpek boyunda, pas kızılı ya da açık kahverengi sık, yumuşak tüylü, ayakları ve kuyruk ucu beyaz bir hayvandır. Seyrek ağaçlı ormanlarda ve ovalarda yaşar; tek başına ya da sürü halinde avlanıp, kanguru, koyun vb. küçük hayvanlarla beslenir. Dişileri yer altındaki oyuklarda ya da ağaç kovuklarında 4-8 yavru doğuran dingolar havlamaz, kesik kesik sesler çıkarıp, acı acı ulurlar

hasantek
18-11-2007, 16:16
[Only Registered Users Can See Links]


Lama

Lama (Lama glama), devegiller (Camelidae) familyasından Güney Amerika’nın dağ ve çayırlarında toplu halde yabani olarak yaşayan Guanako’dan evcilleştirilmiş gevişgetiren bir hayvan türü.
Lama genel olarak 1-2 m boyunda olup, 15 cm uzunluğunda bir kuyruğa sahiptir. Omuzları yerden 1-2 metre yüksektir. Ağırlığı 70-140 kg civarında olup, narin bir vücudu, uzun bir boynu ve uzun ince bacakları vardır. Develerden farklı olarak sırtında hörgüç bulunmaz. Başı küçüktür, uzun bir çene kısmı, uzun kulakları ve fırlamış gözleri vardır. Postu kaba ve yünlüdür. Dişilerde tüyler boyun ve ayaklarda kısadır.
Ağustos ve eylül aylarında çiftleşirler. Gebelik 11 ay sürer. Yeni doğan yavru anne tarafından dört ay emzirilir. Lama 2,5-3 yaşlarında üremeye başlar.

hasantek
18-11-2007, 16:23
[Only Registered Users Can See Links]

Kanguru

Kanguru, anavatanı Avustralya olan 3 memeli hayvannın ortak adı.
İlk defa 1770 yılında kaptan James Cook tarafından bir hayvanın ismi olarak kaydedilen söz, gangurru, aborjin dilinde "bilmiyorum" anlamındadır. Daha sonra 1820 yılında başka bir kaptan Phillip K. King, aynı hayvan için farklı bir isim kullanmıştır, "mee-nuah". Onun kullandığı bu söz ise büyük ihtimalle "yenilebilir hayvan" anlamına gelen "minha" dır.

hasantek
18-11-2007, 16:25
[Only Registered Users Can See Links]

MORS

Mors (Odobenus rosmarus), Kuzey Kutbu denizlerinde yaşayan yarı sucul bir memeli türüdür.
Deniz filleri ile karıştırılmaması gereken morsların iki alt türü bulunur:
Atlantik morsu, Odobenus rosmarus rosmarus
Pasifik morsu, Odobenus rosmarus divergens
Bu iki alt türden Pasifik morsu, diğer alt türe göre biraz daha büyük olur ve erkek bireylerin 1800 kilograma ulaşabildikleri gözlenmiştir. Erkeği Dünya üzerinde en büyük cinsel organa sahip 2 nci memelidir

hasantek
18-11-2007, 16:56
[Only Registered Users Can See Links]

KATİL BALİNA

Katil balina (Orcinus orca), Orka olarak da bilinir, okyanus yunusları ailesinin en iri üyesidir. Yayılım genişliği olarak dünyada en yaygın ikinci memelidir (insanlardan sonra) ve tüm okyanuslarda bulunur. Çok yönlü bir yırtıcıdır ve balık, deniz kaplumbağası, kuş, fok, köpekbalıkları ve hatta diğer genç ve küçük cetaceaları yer. Bu şekilde deniz besin zincirinin en üst noktasındadır. Katil balina ayrıca diğer balinalara özellikle gri balinalara da saldırır.
"Katil balina" adı hayvanın muhteşem ve korkusuz bir deniz memelisi olarak ününü yansıtır. Günümüzde Orka balina olarak görülmez (daha geniş anlamda tüm cetacean'ların balina olduğu geçeği dışında) ve insanlar için tehlikeli değildir. Doğada Orka'nın bir insana saldırısı kaydedilmemiştir. Bununla birlikte deniz parklarında tutsak olarak tutulan Orkaların terbiyecilerine saldırdıklarına dair raporlar vardır.

Adlandırma
“Orka” adı bu hayvanlara ilk olarak antik Romalılar tarafından verilmiştir. Büyük olasılıkla Yunanca ὄρυξ sözcüğünden ödünç alınmıştır. Bu sözcük (diğer şeylerin yanında) bir tür balina için kullanılmaktaydı.
“Katil balina” adı İngilizce’de geniş olarak kullanılmaktadır. Ancak 1960lardan itibaren “orka”nın türün adı olarak kullanımının popülaritesi düzenli olarak artmıştır ve şu anda bu alandaki insanlar arasında geleneksel olarak kullanılan “katil balina”dan daha popülerdir.
Değişikliğin birden fazla nedeni vardır. İlk olarak gerçekte “yunus” olan bir türün adında “balina” sözcüğünün geçmesi karışıklık yaratmaktadır. İkinci olarak tür diğer Avrupa dillerinin çoğunda “orka” olarak adlandırılmaktadır ve tür hakkında yapılan uluslararası araştırmalar düzenli bir şekilde artmakta olduğu için adlandırma konusunda bir noktada birleşilmiştir.

Fiziksel özellikleri

Hayvanların ayırdedici özellikleri olarak sırtı siyah, göğüs ve yanları beyazdır ve göz üstünde ve arkasında beyaz lekeler vardır. Gövdeleri ağır ve tıknazdır ve büyük bir sırt yüzgeçlerine sahiplerdir. Sırt yüzgeçlerinin arkasında koyu gri bir leke bulunur. Erkeklerin uzunlukları 9.5 m’ye kadar olabilir ve ağırlıkları 6 tondan fazladır. Dişileri daha küçüktür; en fazla 8.5 m uzunluğunda olurlar ve ağırlıkları yaklaşık 5 tondur. Yavru katil balinalar doğduklarında 180 kg.’dır ve uzunlukları yaklaşık 2.4 m’dir. Çoğu yunustan farklı olarak Orka’nın kuyruk yüzgeci büyük ve yuvarlaktır; diğer yunus türlerinden farklı olarak kısa bir küreğe benzer. Yaklaşık 1.8 m’lik sırt yüzgeci dişilerinkinden daha uzundur ve uzatılmış ikizkenar bir üçgene benzer. Dişilerin sırt yüzgeci ise daha kısadır ve tırpan şeklindedir. Bu yüzgeçlerdeki çentik, kesik ve sıyrıklar her bir yüzgeçin ayırdedici özelliklerine ek olarak bilim insanlarına katil balinaları birey olarak tanımalarına yardımcı olur.
Büyük erkek Orkaların özellikleri çok ayırdedicidir ve diğer deniz yaratıklarıyla karıştırılmaları gibi bir olasılık yoktur. Ilıman sularda uzaktan görüldüklerinde dişiler ve gençler Yalancı Katil Balina ya da Risso Yunusu gibi diğer türlerle karıştırılabilirler.

Yaşam alanları

Orka insandan sonra dünyada ikinci en yaygın memelidir. Tüm okyanuslarda ve Akdeniz ve Umman Denizi dahil çoğu denizlerde (cetacean'lar için olağan dışı olarak) bulunurlar. Bununla birlikte daha düşük ısı ve kutup bölgelerini tercih ederler. Bazen derin sularda görülmekle birlikte, genellikle kıyısal alanları açık okyanuslara tercih ederler.
Orka özellikle Kanada’nın Alaska’ya doğru kıvrıldığı güneydoğu Pasifik Havzasında, İzlanda kıyılarında ve kuzey Norveç kıyılarında yoğun olarak bulunur. Düzenli olarak Antartika sularında buz kütlesinin yakınlarında görülürler ve buz kütlesinin altında belugalar gibi hava ceplerinde nefes alarak yaşama tehlikesini göze aldıklarına inanılır. Kuzey Kutbu’nda, bununla birlikte, kışın nadiren görülürler ve buz kütlesine yaklaşmazlar. Yazın bu suları ziyaret etmezler.

Sosyal etkileşim

[Only Registered Users Can See Links]
Katil balinalar, "gözlem duruşu/çıkışı (spyhopping)" olarak adlandırılabilecek ve sık kullandıkları bir davranışla, gövdelerini suyun dışına çıkarırlar. Bilimciler arasında bu davranışın amacı tartışılmaktadır.


Katil balinaların karmaşık bir toplumsal gruplaşma yapısı vardır. Temel birim anaerkil ailedir ve aile reisi olarak tek bir dişi (reis anne) ile onun soyunu içerir: reis annenin oğul ve kızları ile o kızların oğul ve kızları da soyun üyeleri olurken, oğulların kız ve oğlan yavruları ise kendi annelerinin üyesi olduğu anaerkil aileye dahil olur. Bu yapı aile ağacı boyunca devam eder. Dişiler doksan yıla kadar yaşayabildikleri için, dört ya da beş nesil katil balinanın aynı ailede yaşıyor olması olağandır. Anaerkil aileler uzun yıllar boyunca oldukça kalıcıdır: bireyler aileden çiftleşmek ya da yiyecek aramak için sadece birkaç saatliğine ve her seferinde birer birey olarak ayrılırlar. Bir aileden bir bireyin kalıcı olarak dışlanması şimdiye kadar kaydedilmemiştir. Kuzeydoğu Pasifik'te kaydedilmiş ortalama anaerkil aile büyüklüğü dokuz hayvandır.
Anaerkil aileler, ortalama 18 hayvandan oluşan ve "sürü (pod)" olarak adlandırılabilecek daha büyük aile grupları olarak bir araya gelme eğilimi gösterirler. Bir sürü, yakın akraba olan anaerkil aile parçalarından oluşur ve sürünün bütün üyeleri aynı "aksan"a (bakınız: "Sesleniş/Şarkılar" bölümü) sahiptir. Ailelerin aksine sürüler, yiyecek aramak için her seferinde günler ya da haftalar boyu, sonra tekrar biraraya gelmek üzere, bölünebilirler. Kaydedilmiş en büyük sürü 49 hayvandan oluşur.
Bir sonraki gruplaşma düzeyi "boy (clan)" olarak adlandırılır. Bir boy, benzer aksana sahip sürülerden oluşur. Boy içindeki sürüler arasında, anne tarafından ortak kalıtıma sahip aile parçalarından oluşacak şekilde, yine akrabalık ilişkisi var gibi durmaktadır. Farklı boylar aynı coğrafi alanda yaşayabilir ve farklı boylardan sürülerin birlikte seyahat ettikleri sık sık kaydedilmiştir. Yerleşik sürüler bir boy olarak seyahat etmek için bir araya geldiklerinde, birbirlerine karışmadan önce iki yakın paralel çizgi halinde karşı karşıya gelerek birbirlerini selamlarlar.
Şimdiye kadar bahsedilen oldukça doğal bölümlenmenin aksine, olasılıkla insanlarca ve gelişigüzel bir şekilde ortaya konmuş son gruplaşma katmanı ise "topluluk" olarak adlandırılır. Topluluklar, "düzenli olarak birbirleriyle karıştıkları görülen boyların kümesi" olarak, gevşek bir şekilde tanımlanır. Topluluklar belirgin aile ya da ses kalıpları göstermezler.
Kuzeydoğu Pasifik'te belirlenen üç katil balina topluluğu vardır:
Güney topluluğu : 2005 yılı itibarıyla ve Luna (L98) adlı erkek katil balina da sayılmak üzere; 1 boy, 3 sürü ve 92 katil balinadan oluşur.
Kuzey topluluğu : 2000 yılı itibarıyla; 3 boy, 16 sürü ve 214 katil balinadan oluşur.
Güney Alaska topluluğu : 2000 yılı itibarıyla; 2 boy, 11 sürü ve 211 katil balinadan oluşur.
Tüm bu hiyerarşik düzenlenmenin yerleşik gruplar için geçerli olduğu dikkate alınmalıdır. Memelilerle beslenen, geçici gruplar genellikle daha küçüktür ve onlar da anaerkil düzene dayansalar da böyle grupların erkeklerinin ayrılıp, tekil hayatlar sürmeleri olasılığı daha fazladır. Ancak, gevşek de olsa, geçici gruplar da aksanları ile tanımlanabilirler.
Katil balinaların günlük davranışları genellikle dört etkinlikten oluşur: besin arama, yolculuk, dinlenme ve sosyalleşme. Katil balinalar sosyalleşme konusunda genellikle heveslidirler ve su üstüne sıçrama (breaching), gözlem duruşu/çıkışı (spyhopping), su yüzeyine kuyruk çarpma (tail-slapping) ve baş aşağı durma (head-stand) olarak adlandırılabilecek çeşitli davranış biçimleri sergilerler. Tüm üyeleri erkek olan gruplar, sıklıkla, sertleşmiş penisleri ile karşılıklı etkileşirler. Bu etkileşme tarzının bir oyunun parçası mı ya da bir baskınlık gösterisi mi olduğu bilinmemektedir.

hasantek
18-11-2007, 16:57
[Only Registered Users Can See Links]

Kutup ayısı

Kutup ayısı (Ursus maritimus) aynı zamanda beyaz ayı, kuzeyli ayı ya da deniz ayısı, ayıgiller (Ursidae) familyasından soğuk kuzey kutup bölgesinin karlı sahillerinde ve buzullar üzerinde yaşayan ayı türüdür. Yaşamakta olan en büyük kara etoburudur (boz ayı daha büyüktür ama bir karnivor değil omnivor sayılmaktadır) ve bulunduğu ortamdaki süper yırtıcıdır. Yaşadığı çevreye çok iyi uyum sağlamıştır. Kalın kürkü onu soğuktan korur, beyaz görünümü avlarından saklar. Kutup ayısı hem karada, hem denizde, hem buzda, hem de su içinde rahatlıkla avlanır.
En çok balık ve foklarla beslenir. Aç kaldığı zamanlarda yüzen buz parçaları üzerine binip kilometrelerce uzaklara giderek besin arar. Fok balıklarının buz tabakasındaki soluk alma deliklerinde pusuya yatar.

Doğal menzili [değiştir]
Kutup ayısı dolaykutupsaldır (kutup çevresinde olan). Kuzey Kutbu'nda ve çevresinde yaşar, güney sınırları ise yüzen buzullarla belirlidir (en aşağı nokta: James Bay, Kanada). Kutup ayısı nüfusu 88 derecenin üzerinde azalsa da tüm kutup bölgesinde yaşadıkları bilinmektedir. Sayıları 20.000 civarındadır[1].
Nüfusça sık bulunduğu yerler:
Wrangel Island ve batı Alaska
Kuzey Alaska
Kanada Kutup takımadaları
Grönland
Svalbard-Franz Josef Land
Kuzey-Orta Sibirya
Menzilleri, başlıca besin kaynağını oluşturan fokları yakalarken platform olarak kullandıkları deniz buzulları ile sınırlıdır. Küresel ısınma nedeni ile doğal ortamlarının yok olması bir tür olarak Kutup ayısının yaşamını tehdit etmektedir; bu yüzyıl içinde soyunun tükenmesi olasılığı vardır. Bunun işaretleri daha şimdiden menzilinin güney uçlarında gözlemlenmiştir.[2][3]

Boyut ve ağırlık
[Only Registered Users Can See Links]

Kuzeni boz ayı ile birlikte en büyük kara etoburu unvanını paylaşır. Erkek kutup ayısı, Sibirya kaplanının dört katı ağırlığa erişebilir. Birçok erkek kutup ayısı 300-600 kg. ağırlığında ve 2,4-2,6 m. boyundadır. Bugüne kadar kayıtlara geçmiş en büyük kutup ayısı 1960 yılında Alaska, Kotzebue Sound'da vurulan ayıdır. Bu dev 1.002 kg ağırlığında ve 3,38 m. boyundaydı[4].
Yetişkin dişiler ise genelde erkeklerin yarısı kadardır, 190 - 300 kg. ağırlığında, 1,9 - 2,1 m. boyunda olurlar. Yavrular doğduklarında 600 - 900 gr. ağırlığında olur.
2004 yılında National Geographic tarafından yapılan bir çalışma o sene tartılan ayıların 1970'te tartılanlardan ortalama %15 daha hafif olduklarını göstermiştir.[3]

Alt türler

Genel kanı, yaşamakta olan kutup ayısı alt türü olmadığı yönündedir[5]. Hatta boz ayılarla kutup ayılarının çiftleşmesinden doğurgan melezler[6] [7] ortaya çıkmasından dolayı bazı kaynaklar kutup ayısının boz ayının bir alt türü olduğunu iddia ederler.
Farklı nüfus sayıları kimin saydığına göre değişiklik gösterir. Kutup ayılarına ilişkin uluslararası otorite sayılan IUCN/SSC Kutup Ayısı Uzman Grubu (Polar Bear Specialist Group "PBSG") adlı bilimsel kuruluş, dünya çapında 20 farklı popülasyon ya da "sürü" olduğunu varsaymaktadır.[8] Diğer biliminsanları 6 faklı popülasyon tanımaktadır.
Diğer kaynaklar şu iki alt türü listelemektedir.
Ursus maritimus maritimus[9]
Ursus maritimus marinus[10]
Post ve deri
[Only Registered Users Can See Links]

Kutup ayısının burnu ve derisi siyahtır. Sanılanın aksine postu beyaz renkte değildir. Kutup ayısının postu yarı saydamdır. Bu post, hem iyi bir kamuflaj sağlar hem de soğuğa karşı korur.
Kutup ayılarının sarıya çalan beyaz renkli kürkleri tıpkı ördeklerde olduğu gibi, suyu üzerinden kaydıracak yapıya sahiptir. Ayrıca tırnaklarının arası yarı uzunluğuna kadar yüzme zarı ile kaplıdır.[11]
Diğer arktik hayvanların aksine kutup ayısı, yazın daha koyu renkli bir posta sahip olmak için tüy dökmez. Post mor ötesi ışığı emer. Tüylerin fiber-optik özellikleri yoktur ve ışığı ya da ısıyı transfer etmezler. Buna rağmen postun altındaki alt tabaka kutup ayısını öyle iyi izole eder ki, 10°'nin üzerinde aşırı ısınma problemi ile karşı karşıya kalır. Post, ayının kızılötesinde görünmesini engeller, kızılötesinde kutup ayısının sadece burnu ve nefesi görülür[8]. Bu alt tabaka birkaç santimetre boyunda kısmen daha seyrek içi boş tüylerle kaplıdır. Bu koruyucu tüyler gergin, parlak ve diktir, alt tabakanın ıslakken düğümlenip karışmasını engellerler. Böylece su daha donamadan kolayca silkinebilir. Ayrıca kutup ayısı bu tabakadaki nemden kurtulmak için karda yuvarlanır.
2005 yılında Brooklyn hayvanat bahçesindeki birçok kutup ayısı alt tabakalarında yetişen bir (Yeşil algler|yeşil alg) yüzünden yeşil renge büründü. O sene Chicago alışılmadık sıcaklıkta nemli ve kuru bir yaz geçirmişti. Algler ayılara zarar vermediğinden olaya müdahale edilmedi, kendiliğinden geçmesi beklendi. 2004 şubatında Singapur hayvanat bahçesinde iki ayı aynı sebeple yeşile döndü. Buna Singapur'un sıcak ve nemli havasının yol açtığı açıklandı. Ayılar peroxide blonde adlı kimyasalla yıkandılar. 1980 yazında San Diego hayvanat bahçesindeki üç ayı bu şekilde yeşile dönmüş ve giderilmesi için bir tuz karışımı ile yıkanmışlardı.

hasantek
18-11-2007, 16:58
Avlanma, diyet ve beslenme

[Only Registered Users Can See Links]

Ayı familyasının en etobur üyesidir ve insanları yemek üzere avlaması en olası olanıdır. Başlıca besini foklardır. Özellikle hava almak için buzda delikler açan halkalı fokları (Pusa hispida, eski adıyla Phoca hispida) avlar. Ama, öldürebildiği her şeyi yer: kuşlar, kemirgenler, deniz kabukluları, yengeçler, beyaz balinalar (beluga), morslar, arada sırada Musk öküzü ve çok nadiren diğer kutup ayıları. Kutup ayıları aşırı güçlü yırtıcılardır, genelde bir tonun üzerinde olan beyaz balinaları ve morsları öldürmeleri sıradan sayılır. İnsanlar ve kendi türünün daha büyük ayıları dışında doğal düşmanı yoktur. Bunun dışında nadiren bir morsun kendini korurken bir kutup ayısını öldürdüğü olmuştur. Katil balinaların da nadiren bir kutup ayısını öldürmesi söz konusu olmuştur.
Kutup ayısı had safhada iyi yüzücüdür. Genellikle karadan kilometrelerce açıkta bulunabilir. Son zamanlarda yemek bulabilmek için uzun mesafeler yüzmek zorunda kaldılar. 2005 yılındaki sıradışı buzul çekilmesi kayıt edilebilmiş dört boğulmaya sebep oldu[12]. Aynı zamanda şaşılacak hızı sayesinde karada da çok verimli bir şekilde avlanabilir. Bir kutup ayısı bir insanı rahatlıkla geçebilir. Gene de bir ren geyiği veya kutup öküzü kutup ayısını geçebilir ve kutup ayısı çok çabuk bir şekilde fazla ısınmaya başlar. Bu yüzden kutup ayısı mümkün olduğunca foklar, yavru morslar ve yetişkinlerin leşleri ile beslenir.
[Only Registered Users Can See Links]

Toronto Hayvanat Bahçesindeki kutup ayıları


Bir etobur olarak genelde sadece diğer balık yiyen etoburlarla beslenen kutup ayısı çok miktarda A vitamini yutar ve bu da karaciğerinde depolanır. Geçmişte kutup ayısı ciğeri yiyerek zehirlenenler olmuştur. Büyük oranda etobur olmasına rağmen leşlerle de beslenir (örn: kıyıya vurmuş balinalar). Yazları sebze, kök ve yosun da yerler.
Kutup ayısı devasa, agresif, meraklı ve insanlar için aşırı tehlikelidir. Unutulmaması gerekir ki, diğer ayı türlerinin aksine kutup ayısı insana çabucak alışır ve korkmaz. Karşılaştığı her hayvanı potansiyel av olarak görür.
Ne yazık ki diğer ayı türleri gibi kutup ayıları da çöpten hoşlanmaktadır. Churchill, Manitoba'daki çöplük kutup ayıları tarafından sıklıkla karıştırılmaktadır.

Üreme
[Only Registered Users Can See Links]

Anne kutup ayısı ve yavruları


Kutup ayıları ilkbaharda çiftleşir. Eşler geçicidir, çiftler arasında bir bağ olmadan sadece üreme için bir araya gelir. Gebelik süresi 240 gündür (8 ay). Yavrular, anne tarafından ekim ayında derin karın içinde kazılan bir inde kışın başında doğar. Genelde iki yavru doğar, daha az sıklıkla da bir veya üç yavru. Dört yavrunun doğduğu çok nadir olsa da görülmüştür. Diğer tüm Ursus ayılarındaki gibi yavrular doğduklarında çok küçüktür. Tipik olarak 30 cm. boyunda ve ortalama 700 gr. ağırlığında olurlar.
Doğduklarında neredeyse tamamen korumasız, tüysüz ve kördürler. Bir ay sonra gözleri açılır, 1,5 ay sonra ise yürümeye başlarlar. Katı yiyeceklerle beslenmeye başlamaları 4-5 ay sonra olur. On ay boyunca kendilerine avlanmayı ve erkek ayılardan korunmayı öğreten annelerinin yanından ayrılmazlar. Anneler yavrularını 2,5 sene boyunca diğer tüm ayı türlerinden fazla ve sadece deniz memelileri ile karşılaştırılabilecek % 33 oranında yağ içeren bir süt ile emzirirler.[8] Cinsel erişkinliğe 3-4 yaşlarında erişirler. Yetişkin kutup ayılarının 30 yılı aşkın yaşadıkları bilinmektedir.



Buzdan in

Hamile kutup ayısı kendisi ve yavruları için kardan bir in kazar. Bunun dışında bir yuvada yaşamazlar. Tipik bir yuva, 2 metre uzunluğundaki bir tünel ve çapı yaklaşık yarım metre olan yuvarlak bir alandan oluşur. Yüksekliği ise yaklaşık yarım metre kadardır. Bu yuvaların genellikle birden fazla odacığı vardır ve kutup ayıları bu odaları yuvanın girişinden daha yüksek seviyede hazırlarlar. Böylece odalardaki sıcak havanın girişten dışarı çıkması engellenmiş olur. Yuvanın üzerine ve girişine kış boyunca yağan karlar yığılır. Kutup ayısı bu kar yığınında sadece hava girecek kadar dar bir açıklık bırakır.
Tavanın kalınlığı 75 cm. ile 2 m. arasında değişiklik gösterir. Tavanın kalınlığı yalıtım görevi görür. Bu sayede yuva içindeki sıcaklık korunur. Norveç Oslo Üniversitesi'nden araştırmacı Paul Watts, yuvalardan birinin tavanına bir ısıölçer koymuş ve yuvanın sıcaklığını ölçmüştür. Bu çalışma sırasında dışarıdaki sıcaklık -30°ye kadar düşerken yuvanın ısısı hep 2-3 derece arasında sabit kalmıştır. Anne ayının karın kalınlığına göre değişen bu yalıtım özelliğini nasıl bilebildiği ise, henüz açıklanamamıştır.
[Only Registered Users Can See Links]
Yavru kutup ayıları


Kutup ayıları kış uykusuna yatmaz, ama hamile veya emzirmekte olan anne ayılar yavruları çok gençken inlerinden dışarı çıkmazlar. Bu dönemde hiç enerji harcamamak ve yavrularının daha iyi beslenmesini sağlamak için metabolizmasını düşürür. 9 ay boyunca önceden depolamış olduğu vücut yağını (en:blubber proteine çevirir ve yavrularının beslenmesini sağlar. Bu aylar boyunca kendisi hiç beslenmez. Metabolizmasını yavaşlatırken kalp atışlarını dakikada 70'den 8'e kadar indirebilir. Bu süre içinde yemek yemediği gibi doğal ihtiyaçlarını da karşılamaz. Böylelikle yavrularını doğuracağı dönemde fazla enerji harcamamış olur. Bu süre için hem kendi hem de yavrularının beslenmesi için tamamen kendi vücut yağına bağlıdır.
2004 yılında National Geographic'in yaptığı çalışmada 1970 yılında sıradan olan üçüz doğuma hiç rastlanmamıştır. Aynı zamanda sadece her yirmi yavrudan biri 18 aylıkken sütten kesilmektedir. Bu rakam 1970'te yarıdan fazlaydı.[3]

Evrimsel ilişkiler

Rakun ve ayı familyalarının 30 milyon sene önce ayrıldıkları sanılmaktadır. Yaklaşık olarak 13 milyon sene önce Andean ayısı (Tremarctos ornatus)[13] 6 farklı ayı türü ise 6 milyon sene önce ortaya çıkmıştır. DNA araştırmasına göre kutup ayısı yaklaşık 200 bin sene önce boz ayıdan türedi. Kutup ayı ve boz ayının çiftleşmeleri sonucunda ortaya doğurgan melezler çıkmaktadır. Fosillere göre öğütücü dişleri 10 ila 20 bin yıl önce boz ayılardan farklılaştı.
1996 yılında Alaska Fairbanks Üniversitesi'nden Sheilds ve Talbot tarafından yayınlanan bir makaleye göre, çeşitli boz ayı popülasyonlarındaki DNA karşılaştırmaları, Alaska'nın ABC adasının boz ayılarının, kutup ayıları ile diğer tüm boz ayı popülasyonlarından daha yakın geçmişli bir ortak ataya sahip olduklarını göstermiştir.

Koruma durumu

ABD, Kanada, Danimarka, Norveç, Sovyetler Birliği 1973 yılında kutup ayılarının korunması ile ilgili bir antlaşma imzaladı[14].
Kutup ayısı 2006 yılı kırmızı listesinin yeniden değerlendirmesinde VU: hassas (vulnerable): "Vahşi yaşamda soyu tükenme tehlikesi büyük olan türler" başlığı ile tehdit altındaki türler kategorisine alındı[15]. Küresel ısı değişikliği nedeniyle önümüzdeki 50-100 yıl arasında deniz buzullarında dramatik bir azalma bekleniyor. Bunun sonucunda ortam kaybı ve ortam kalitesinin azalması sonucunda kutup ayısı nüfusunda %30 oranında bir azalma olmasından şüphelenilmekte. Diğer tehditler arasında, kirlenme, gemicilik dolayıyla rahatsızlık, eğlence amaçlı izleme, gaz ve petrol araştırmaları ve yasal ve yasadışı avlanma bulunmaktadır.

Diğer ayılar gibi tıknaz olmayıp başı ve vücudu ince uzun yapılıdır.
Ayak tabanlarının altında deriden yastıklar ve tüyler olduğundan buzlar üzerinde kaymadan rahatlıkla hareket eder.
Çok iyi yüzücüdürler, kıyının 20-30 km. açıklarında yüzmeleri sıradandır.
35-40 kilometre hızla koşabilirler.
Kutup ayıları kış uykusuna yatmaz.
Kızılötesinde bir kutup ayısının sadece burnu ve nefesi görünür.
-45° soğukla başa çıkabilirler.
2 km. ötede karda saklanmış bir fok balığının kokusunu alabilirler

hasantek
18-11-2007, 16:58
[Only Registered Users Can See Links]

Pelikan

Pelikan, pelikangiller ailesinden iri su kuşu türüdür.
Ilıman bölgelerin her yanında yaşayan pelikan, gaga ucundan kuyruk ucuna uzunluğu 1,80 m'yi, kanat açıklığı 3 m'yi bulan bir kuştur (halk arasında gagasının biçiminden ötürü kaşıkçı kuşu da denir); gagasını suya daldırarak avladığı balıklarla beslenir. Çoğunlukla toplu yaşar ve koloniler halinde yuvalanır. Amerika kıyılarında yaşayan kırmızı gagalı pelikan (Pelecanus occidentalis), denizde yaşar; ama kıyıdan pek uzaklaşmaz.

hasantek
18-11-2007, 16:59
Puma

Puma (Puma concolor), dağ aslanı olarak da bilnir, Kuzey Amerika ve Güney Amerika'da yaşayan, kedigiller (Felidae) familyasından yırtıcı bir hayvan türü.
Bulunduğu bölgelerde gümüş aslan, dağ aslanı, kugar (İng. cougar) gibi farklı isimlerle adlandırılmışlardır. ABD'de kısaca Panter denir ki aslında ABD dışında bu tabir farklı büyük kedi türleri için kullanılır. Puma adı ise Quechua diline dayanır.

Özellikleri
Yeni gen araştırmalarına göre pumalar, Kuzey Amerika'nın nesli tükenmiş bir çitası olan Miracinonyx (bugünkü çitaların familyası olan Acinonychiane familyasına girmezler) ile akraba olduğunu gösterir. Aslında büyük kediler (aslan, kaplan gibi) ile yakın akraba olmayıp daha çok küçük kediler sınıfına girse de, en büyük kedilerden biridir. Boyu erkeklerde 130 cm dişilerde 110 cm bulur ki bunlara ek olarak 66 cm ila 78 cm arası kuyruk uzunluğu vardır. Erkekleri 100 kg ağırlığa ulaşabilseler de, dişileri istisnalar dışında 50 kg dan fazla çekmez. Postu kısa, tüyü sık, rengi ise değişkendir. Sıklıkla sarımsı kahverengidirler ve alt bölümdeki tüyler daha soluk renklidir. Yada gümüş grisi olurlar ki bunların gırtlak kısmı ve göğsü her zaman beyaza çalar. Yeni doğanlar lekeli olup bu lekeler pumanın ilk yaşının içinde kaybolur. Pumalar her ne kadar çeşitli sesler çıkarsalar da diğer büyük kediler gibi kükremezler. Bazı bilim adamları, çıkardıkları sesi, insan sesine benzer diye tarif ederler.

[Only Registered Users Can See Links]

Pumaların yaşam alanı



Yaşam alanları

Pumalar önceleri, diğer hiçbir memeli hayvanın kıtanın iki tarafında dağılamadığı kadar bütün Kuzey ve Güney Amerika'ya dağılmışlardı. Alanları kuzey'de Kanadadan ,Orta Amerika üzerinden güneyde Patagonya'ya kadar uzanıyordu. Bugün varlıklarını, insanlar tarafından az yerleşilmiş bölgelerde sürdürmektedirler. Pumalar ABD'de neredeyse yok edilme dalgaları sonucunda, Kayalık Dağların'da (Rocky Mountains), güneybatının çöl ve yarı çöllerinde, Florida'nın Evergrades bataklıkları çevresinde kalmışlardır. Koruma tedbirleri sonucunda yayılma alanları tekrar genişlemeye başlayan bu hayvanlar, ABD'nin batısındaki bölgelerde, şehirlere yaklaşmaktan artık çekinmemektedirler.
Stepler, bozkırlar, tropik ormanlar ve yüksek dağlar bu yırtıcılar için habitat oluşturur.

[Only Registered Users Can See Links]
Dağ aslanı



Yaşam şekli


Beslenme

Pumalar hemen hemen her büyüklükte memelileri avlarlar. Geyik, ceylan gibi iri hayvanlar ile birlikte fare, sıçan, sincap, kokarca, rakun, samur gibi küçük hayvanlar menülerini oluşturur. Ayrıca koyun ve dana tarzında evcil hayvan sınıfındaki canlılarıda avlayabilirler. Bununla birlikte çakal, vaşak gibi yırtıcı hayvanlarda pumalar tarafından yenebilirler. Memeli hayvanlar haricinde kuş ve bazı bölgelerde balık yiyip, kesinlikle leş yemezler, kaplumbağa gibi hayvanlara dokunmazlar.
Büyük bir hayvanı avlamak için puma, avının sırtına yakın mesafeden atlar. Boynunu kuvvetli bir ısırık ile kırarak öldürür.

Üreme

Yalnız hareket eden pumalar sıklıkla çiftleşme zamanı, en fazla 6 gün için bir araya gelirler. Dişi yavruları doğurmadan birkaç hafta önce erkek terk eder. Gebelik yaklaşık 3 ay sürer ve bir batında bir ile altı arası yavru dünyaya gelir. Fakat normalde iki ile üç yavrudur. Yavruların ağırlığı 230 ile 450 gram arasında olup, boyları 20- 30 cm kadardır. Yavrular 6- 7 hafta sonra katı besinler almaya başlarlar ve yaklaşık 20 aydan sonra annelerinin yanından ayrılırlar.

Diğer

Pumalar ürkek hayvanlar olup, insanlara yaklaşmaktan kaçınırlar. Buna rağmen ABD'de ara sıra insanlara saldırdığıda olmaktadır. Oratalama yıllık 4 olay cereyan eder ki kurbanları genelde çocuklardır.
Pumaların insanlar hariç doğal düşmaları olmamakla beraber, hasta ve yavrular bazen kurt ve ayılar tarafından avlanabilirler.

hasantek
18-11-2007, 17:00
[Only Registered Users Can See Links]

Saka kuşu

Saka kuşu (Carduelis carduelis), ispinozgiller (Fringillidae) familyasından ötücü bir kuş türü.
Erişkinlerde gaga dibinden gözün arka ucuna kadar yayılan kırmızılığı yalnız gaga ile göz arasındaki koyu esmer bir bant keser. Başın gerdan ve gözün gerisindeki yanları beyaz, tepe ve boyun yanları siyahtır. Kanatların ortası boyunca, gövdeye doğru sarı renkli geniş bir bant uzanır. Kanatların beyaz lekeli arka kenarları dışında kalan öbür bölümleri siyah, sırt kahverengi, kuyruksokumu beyazımsıdır. Siyah kuyruk tüylerinin uçlarında da beyaz lekeler bulunur. Gençlerde kanat ve kuyruk tüyleri erişkinlerinki gibidir. Ama öbür bölümler grimsi kahverengi ve koyu çizgilidir. Erişkinlerin uzunluğu 14 cm'yi bulur.
Güzel ötüşleri ile tanınan bu kuşlar özellikle devedikeni tohumları ile beslenir. Orman kenarlarında ve ağaçlık yerlerde ürer, üreme mevsimleri dışında küçük sürüler halinde dolaşırlar. Meyve bahçeleri parklarda sık görülen kuşlardandır. Coğrafi dağılımları Avrupa, Asya'nın batısı ve Kuzey Afrika'yı kapsar. Türkiye'nin hemen her yerinde yaz kış görülebilir.

hasantek
18-11-2007, 17:01
[Only Registered Users Can See Links]

Serval


Serval (Leptailurus serval) orta boyutlu Afrikalı vahşi bir kedidir. 85 cm. uzunluktadır, 40 cm. civarında da kuyruk uzunluğu bulunur. Uzun bacakları ve kısa sayılabilecek kuyruğu ile narin bir hayvandır. Uzun, oval kulakları birbirlerine yakındırlar. Postunun deseni değişiklik gösterir.

Alt türleri
Leptailurus serval serval, Cape Province
Leptailurus serval beirae, Mozambik
Leptailurus serval brachyura, Batı Afrika, Sahel, Etiyopya
Leptailurus serval constantina, Cezayir (tehlike altında])
Leptailurus serval hamiltoni, doğu Transvaal
Leptailurus serval hindeio, Tanzanya
Leptailurus serval ingridi, Namibya, güney Botswana, Zimbabve
Leptailurus serval kempi, Uganda
Leptailurus serval kivuensis, Kongo
Leptailurus serval liposticta, kuzey Angola
Leptailurus serval lonnbergi, güney Angola
Leptailurus serval mababiensis, kuzey Botswana
Leptailurus serval robertsi, batı Transvaal
Leptailurus serval togoensis, Togo, Benin

[Only Registered Users Can See Links]
Dağılım haritası

hasantek
18-11-2007, 17:02
[Only Registered Users Can See Links]

Orangutan (Pongo), Primates (primatlar) takımının Hominidae (büyük insansı maymunlar) familyasına dahil olan bir cinstir ve şu iki türü içerir:
Pongo abelii (Sumatra orangutanı); Endonezya'nın Sumatra adasına özgü, daha ufak yapılı ve doğadaki sayısı çok daha az (doğada 7,000-7,500 birey) olan tür.
Pongo pygmaeus (Borneo orangutanı); Borneo adasına özgü, daha iri yapılı ve doğadaki sayısı daha çok (doğada yaklaşık 50,000 birey) olan tür.
Pongo (orangutan) cinsi, Hominidae familyasının Homininae ile birlikte iki alt familyasından biri olan Ponginae alt familyasını soyu tükenmiş iki cins olan Gigantopithecus ve Sivapithecus ile paylaşır. Günümüzde Borneo ve Sumatra'ya özgü olsalar da Java, Vietnam ve Çin'de fosillerine rastlanmıştır.
"Orangutan" adının kökeni, Malezya ve Endonezya dillerine özgü olan ve "orman adamı" anlamına gelen "orang hutan" ifadesidir. Orangutan, Malezya'nın Sabah eyaletinin resmi simgesidir.
Uzun kolları ve kırmızımsı kahverengi kılları ile dikkat çeken orangutanlar, büyük insansı maymunların ağaçta en çok yaşayanıdır. Bu canlılar, zamanlarının neredeyse tamamını Borneo ve Sumatra'nın yağmur ormanlarındaki ağaçların üstünde geçirirler ve her gece ağaçlarda yeni yuvalar yaparlar. Erişkin erkeklerin boyu ortalama 1.4 metredir ve ağırlıkları ise 82 kilograma kadar çıkabilir.

hasantek
18-11-2007, 17:04
[Only Registered Users Can See Links]
Goril

Yaşadığı yerler Afrika'nın geniş ormanlarında Özellikleri Maymungillerin en iri ve güçlüsü, 2 metre uzunluk, 200-300 kg ağırlıkta olanları vardır. Kolları dizlerine erişecek şekilde uzundur. Bitkisel besinler yer. Ömrü 20-30 yıl Çeşitleri Tek türdür. Dağ gorili ve ova gorili olmak üzere iki alt türü vardır. Afrika'nın geniş ekvatoral ormanlarında yaşayan maymunlar (Primates) takımının en iri gövdeli ve güçlü hayvanı. Erkek goril 180-200 cm boyunda ve 200 kg ağırlıktadır. 300 kg gelenleri de vardır. Dişiler daha ufak olup, 100 kilogramı geçmez. Sürüler halinde gezer. Kolları ayak dizlerine kadar uzundur. Göğüs kafesi çok gelişmiş, gözleri yuvalarına gömük ve burnu basıktır. Keskin dişleri vardır. Vücudu kırmızı-esmer kıllarla örtülüdür. Rahatsız edilmedikçe insana pek saldırmaz. Fakat korkunç ve müthiş olarak şöhret bulmuştur. Dört-beş kişi bir gorili zaptedemez. Goril saldırısına uğrayan bir avcı, ilk kurşunda vuramazsa gorilin tırnaklı pençeleriyle parçalanır. Yürürken kolların yumruklarına ve ayak tabanlarının dış kenarlarına basar. Parmak dipleri kısa bir zar ile birbirine bağlı ise de, baş parmaklar serbesttir ve kavrama özelliğine sahiptir. Ayak tabanları içe doğru olduğundan ağaç dallarını kolayca kavrarlar. Ağaç üzerinde dolaşırken tutunacağı dalın vücut ağırlığını çekip çekemeyeceğini uzun kollarıyla deneyip anlamadan üzerine atlamaz.
Goril, haşin ve çok tehlikeli olarak bilinirse de, bu pek doğru değildir. Son derece sakin ve çok az gıda ile doyduğu zaman bile kendini rahat hisseden bir hayvandır. Aslında leoparlar dışında pek korktuğu başka hayvan da yoktur. Hemcinsleri ile de kavga etmez. Goriller genelde küçük aile grupları halinde yaşarlar. Grup, erkek bir lider, 4-5 dişi ile yavrulardan meydana gelir. Grup lideri en az on yaşında olur. Gümüş renkli sırtından dolayı rahatça grup içinde fark edilir. Grubun hareketi lider tarafından yönetilir. Erkek goril, bazan sürüsünde otoriteyi sağlamak için iki ayağı üzerine dikilerek kızgın vaziyette göğsünü yumruklar. Yan yan yürüyerek sinirli kükremeleriyle çevresine gözdağı verir.
Goriller, filiz, yaprak ve meyvelerle beslenirler. Beslenmek için gündüzleri her yerde dolaşırlar.Göçebe olanları her gece bir yerde kamp kurar. Dişi ve yavrular ağaçların orta yükseklikteki dallarında yuva kurarak orada yatarlar. İri gövdeli erkekler ise, ağaç dibinde dallardan yaptıkları basit yataklarda sırtlarını ağaca yaslamak suretiyle oturarak uyurlar. Goriller yuvalarını her gün yeniden tertipleyerek döşerler.
Goriller sadece Afrika'da yaşarlar. Dağ gorillerinin başında uzun bir saç perçemi bulunur. Ova gorillerinde bu yoktur. Dağ gorillerinin nesli, yasak alanlarda avcılık yapanların cinayetleri yüzünden tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Dağ gorilleri sadece Ruanda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda arasındaki Virungas yanardağ silsileleri üzerinde yaşamaktadır. Bunlardan ancak 280-300 kadarının hayatta kalabildikleri tahmin edilmektedir. Ova veya vadi gorilleri diye adlandırılan öteki alt tür ise, Kongo, Gabon, Kamerun, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Orta Afrika Cumhuriyetinde mevcuttur. Bunların sayısı da 15-30 bin arasında tahmin edilmektedir.
Gorillerin en korkutucu durumu, ayağa kalkıp yumruklarıyla kıllı göğüslerini dövmeleri anıdır. Bu sadece karşısındakine ikaz özelliğini taşıyan bir harekettir. Bir saldırının başlangıcı olarak kabul edilmelidir. Yumuşak ifadelerle kendisine hitab edildiği zaman birdenbire sakinleşir. Kişi kaçmaya kalkarsa, en kötü ihtimalle arkasından yetişip sırtına bir ceza ısırığı kondurur. Eğer bağırıp çağırmaya başlanır ve telaşa kapılınırsa, kişiyi öldürmesi ihtimali gibi korkunç bir durum ortaya çıkabilir. Çünkü o da telaş sebebiyle korkmuş ve kendini koruma içgüdüsünü harekete geçirmiştir.
Goriller yavrularına çok düşkün olup, onları göğsünde taşırlar. Dişiler 6, erkekler 8 yaşında erginleşir. Belli bir üreme mevsimleri yoktur.Yavru, 260 gün süren bir gebelikten sonra doğar. Üç yaşından küçük olanlar yuva yapmaz, anneleriyle beraber uyurlar. Tabii düşmanları pars ve insanlardır. Yaşlandıkça renkleri griye döner. Evcilleştirilmez.Hayvanat bahçelerinde uysal gorillere rastlanırsa da bunlara pek güvenilmez.

hasantek
18-11-2007, 17:05
[Only Registered Users Can See Links]

Geyik (Odocoileus virginianus), Afrika bozkırlarında ve Kuzey Avrupa'da sıkça rastlanan, erkeklerinde ağaç dallarına benzer boynuzlar olan, otçul bir yabani hayvan. Evcil olanlarına ise ren geyiği denir. Avrupalılar tarafından yiyecek maddesi olarak tüketilir. Avrupa'da en çok Finlandiya'da bulunmaktadır.

hasantek
18-11-2007, 17:05
Kurt (Canis lupus), köpekgiller (Canidae) familyasının en yaygın türü. Köpek bir alt türü olarak kurdun yakın akrabasıdır

[Only Registered Users Can See Links]

Özellikleri
Kurt, ilk bakışta büyük bir köpeğe benzer. Daha yakından incelendiğinde vücudunun köpekten daha uzun, göğsünün daha yüksek ve daha ince olduğu görülür. Kurtların kafası büyük, kulakları kısa, püsküllü kuyrukları vücutlarının üçte biri uzunluktadır. Renkleri alt türlerine göre yöresel olarak değişir, beyaz, krem rengi, sarımsı, kızıl, gri ve siyah olabilir.
Avrupa'nın ve Asya'nın fazla sıcak olmayan bölgelerinde bozkurtlar çoğunluktadır. Daha kuzeye gidildiğinde siyah ve beyaz renkli kurtlara rastlanır.
Kurtların boyutları da yöresel olarak değişir:
En büyük kurtlar Letonya, Beyaz Rusya, Alaska ve Kanada'da görülür, 160 cm vücut uzunluğuna (+ 52 cm kuyruk) ve ayakta dururken 80 cm boya erişirler. Bu kurtlar 80 kg ağırlığa kadar ulaşabilir.
En küçük kurtlar Ortadoğuda ve Arap Yarımadasında bulunur, ancak 80 cm vücut uzunluğuna (+ 29 cm kuyruk) ve 20 kg ağırlığa ulaşırlar.
Köpek ile kurt arasındaki farklar

Genelde kurtları köpeklerden ayırt etmek mümkündür, ama bazen bir türün kurt olduğunu tespit etmek çok zor olabilir.
Kurtlar kuyruklarını çoğu zaman yatay ya da hafif dik tutarlar ama köpeklerin kuyrukları çoğu zaman dik ya da kıvrık durur.
Özellikle kafatasları çok farklıdır: Göz yüksekliği, kulak içi, Praesphenoid, Basis vomerus, Fissura petrobasialis, çene ve kesicı dişler kurtlarda ve köpeklerde birbirinden farklıdır.
Kurtlar senede bir kez yavru yapar, köpekler ise çoğunlukla iki kez yavrular.
Bir ayak izinin kurda mı yoksa köpeğe mi ait olduğu, izlerin sayısı ile tespit edilebilir. Kurtlar arka ayakları ile ön ayaklarının bastığı noktaya basarlar. Hatta birden fazla kurt birlikte yürüdüğünde arka arkaya gidip öndekinin izlerine basarlar. Böylece izlerin tek bir kurda ait olduğu zannedilebilir. Köpekler ise arka ayaklarıyla ön ayaklarının bastığı noktanın arasına basarlar.

[Only Registered Users Can See Links]

hasantek
18-11-2007, 17:06
Dağılımı
İnsanlar tarım ve sürü hayvancılığını geliştirmeden evvel, kurt, dünyanın en yaygın yırtıcı hayvanıydı. Tüm Avrasya'da, Kuzey Afrika ve Kuzey Amerika'da yaygındı. Ancak özellikle Batı Avrupa gibi yoğun yerleşim olan gelişmiş ülkelerde insanlarca soyu tüketildi. Günümüzde Doğu Avrupa, Balkan yarımadası, Kanada, Sibirya, Moğolistan ve İran'da kurtların bulunduğu büyük bölgelere rastlanır. Bunların dışında sadece, yalıtılmış (bazen 100'den az hayvan bulunan) ufak bölgeler bulunur.
Çok iyi uyum sağlayabilen bir hayvan olan kurt, kuzey kutbunun buz çöllerinden, Orta Asya'nın ve Kuzey Amerika'nın kum çöllerine kadar farklı habitatlarda yaşayabilir. Çoğu kurt, bozkırlarda ve ormanlarda yaşar. Erken çağlardan beri insanların sahip çıktığı açık alanlardan ormanlara kaçması yüzünden bir orman hayvanı olarak tanınmıştır.

Sınıflandırma

Kurtların alt türleri hakkında farklı görüşler vardır. Son yıllarda bilimciler arasında, 13 yaşayan, 2 soyu tükenmiş alt türü kabul eden aşağıdaki sınıflandırma yayılmaya başlamıştır.
Alt türBilimsel adıDurumuTarihi dağılımıKutup kurduCanis lupus arctosSağlamKanada'nın kuzeyi, GrönlandOrta büyüklükte, beyaz ya da krem rengi, uzun tüylü. Avlanması serbest olduğu için çok nadir rastlanır.Timber kurduCanis lupus lycaonTehlikedeGüneydoğu Kanada, doğu ABDBüyük bir alt tür. Tüy rengi kahverengi, beyaz ve siyah arası değişir. Kanada'nın bazı bölgelerinde avlanması serbest.Buffalo kurduCanis lupus nubilusSağlamKayalık Dağları'nın güneyi, orta, doğu ve kuzeydoğu Kanada, güneybatı Kanada ve güneydoğu AlaskaOrta büyüklükte. Çoğunlukla gri, siyah, sarımsı ya da kızıl. ABD'nin en yaygın kurt alt türü. Kanada'da avlanması serbest.Mackenzie kurduCanis lupus occidentalisSağlamAlaska, Kuzey Kayalık Dağları, batı ve orta KanadaÇok büyük bir alt tür. Çoğunlukla siyah, gri ya da kahverengi. Alaska ve Kanada'da avlanması serbest.Meksiko kurduCanis lupus baileyiSoyu tükenmek üzereMeksiko, Batı TeksasKüçük bir alt tür. Çoğu sarımsı, kahverengi ya da kızıl. Serbest yaşayanların sayısı 35-50, hayvanat bahçelerinde yaklaşık 300 kadarı var. Koruma altında.Tundra kurduCanis lupus albusSağlamKuzey Rusya, SibiryaOldukça büyük. Tipik krem rengi ya da gri. Avlanması serbest.Rus kurduCanis lupus communisAzalmaktaOrta RusyaBüyük bir alt tür. Avlanması serbest.BozkurtCanis lupus lupusSağlamAvrupa, İskandinavya, Rusya, Çin, Moğolistan, HimalayaOrta büyüklükte. Gri kahverengi tüylü. Avrasya'nın en yaygın alt türü. Tahmin edilen sayıları: 100.000. Bazı ülkelerde avlanması serbest, diğerlerinde koruma altındadır.İtalyan kurduCanis lupus italicusTehlike altındaİtalya YarımadasıOrta büyüklükte. Farklı renklerde görülür. Koruma altında.Hazar kurduCanis lupus cubanensisSoyu tükenmek üzereKaradeniz ile Hazar Denizi arasındaOldukça küçük bir alt tür. Zararlı hayvan olarak görüldüğünden hâlâ avlanmaktadır.Hokkaido kurduCanis lupus hattaiSoyu tükenmişHonşu Adası ve Hokkaido AdasıKüçük bir alt tür. En son birey 1889 yılında zehirle öldürülmüştür.Honshu kurduCanis lupus hodophilaxSoyu tükenmişJapon adaları; Honşu, Şikoku ve KiuşuTanınan en küçük kurt alt türüydü. Soyu 1905'te kuduz hastalığı ve avcılık nedeniyle tükendi.Hint kurduCanis lupus pallipesTehlikede, azalmaktaİran, Afganistan, Pakistan, HindistanÇok küçük bir alt tür. Sarımsı kahverengi, kum rengi ya da kızıl renk. Tüyleri çok kısa ve sık. Zararlı hayvan olarak görüldüğünden hâlâ avlanmaktadır.Arap kurduCanis lupus arabsSoyu tükenmek üzereSuudi Arabistan, Yemen, UmmanÇok küçük bir alt tür. Normalde kısa kahverengi tüylü. Hâlâ zararlı hayvan olarak görülüp avlandığı için nadir görülür.Mısır kurduCanis lupus lupasterSoyu tükenmek üzereKuzey AfrikaKüçük bir alt tür. Çoğunlukla gümüşümsü bir gri ya da kahverengi tüylüdür. Çok nadir rastlanır.
Bunların dışında, "Kurt" adını taşıyan başka türler de vardır. Örneğin yeleli kurt, köpekgiller familyasına aittir ama gerçek "Canis lupus" türüyle ilişkisi yoktur.

[Only Registered Users Can See Links]

hasantek
18-11-2007, 17:07
[Only Registered Users Can See Links]

Devekuşu (Struthio camelus), Struthionidae familyasından Afrika'ya özgü uçamayan bir kuş türü. Struthionidae familyası ve Struthia cinsinin tek üyesidir. Devekuşları, kuşlar içerisindeki en büyük canlı olduğu düşünülür, ve dünyanın her yerinde yetiştirilir. Uzun bir boyun ve bacaklar ile 65 km civarındaki koşularıyla bilinir. Kuşun bilimsel ismi Yunanca'da "serçe devesi" anlamına gelmektedir.
Devekuşları genellikle, 90 ila 130 kg ağırlığındadır, bazı erkek devekuşlarının ağırlıkları 155 kg'ye kadar çıkar. Erişkin erkeklerin tüyleri, çoğunlukla siyahtır, kanatlar ve kuyrukta bazı yerler beyazdır. Dişiler ve genç erkekler, grimsi-kahverengidir. Kanatlar, erkekler tarafından çiftleşme gösterilerinde kullanılır. Aynı zamanda civcivler için gölge sağlar.
Tüyler yumuşaktır ve yalıtım görevine hizmet eder. Parmakların her ikisinde pençeler vardır. Devekuşunun kuvvetli bacakları tüysüzdür. Kuş, bir toynağa benzeyen daha büyük olanıyla iki ayak parmağında durur. Bu koşmaya yardım ettiği düşünülen devekuşlarına özgü bir adaptasyondur. Kalın siyah kirpikleriyle gözleri vardır. Bütün kara hayvanları içerisinde en büyük gözlere sahiptir.
Erkek devekuşları cinsel olgunluğa (2 ila 4 yaşları) 1.8-2.7 m, dişi devekuşları ise 1.7 -2 m yüksekliğe ulaşınca girer. Yaşamın ilk yıllarında civcivler her ay 25 cm kadar büyür. Bir yıl sonunda devekuşları 45 kg ağırlığa ulaşır.

hasantek
18-11-2007, 17:08
[Only Registered Users Can See Links]

Antilop




Antilop (Bovidae) boynuzlugillere ait olan bazı hayvanlara verilen isimdir. Antilopinae alt sınıfının dışında da kullanılan, antilop ismi belli bir cins değildir.
Sıcak ülkelerde, özellikle Orta Afrika ve Hindistan'da yaşarlar. Kürkçülükte küçük antilopların derisinden manto ve çanta yapımında yararlanılır. Kılları serttir. Amerikan antilobu, boz antilop, boğa antilobu, bozkır antilobu gibi türleri vardır

hasantek
18-11-2007, 17:08
Nandu (Rhea americana), Rheidae familyasından anavatanı Güney Amerika olan uçamayan bir kuş türü.
Darwin nandu'su ile beraber Nandu ailesini (Rheidae) oluşturur. Bu kuş ile arasındaki fark, bariz olarak daha büyük olmasıdır. Daha çok rastlandığından daha fazla tanınırlar.

Özellikleri

Boyları 1,25 m ile 1,40 m arasında değişir (sırt yüksekliği yaklaşık 1 m). Ağırlığı 20 ile 25 kg olan nandular, kıtanın en büyük kuşlarıdır. Tabii bu tabir türün erkekleri için geçerlidir. Zira devekuşundaki gibi erkek nandular dişilerden ortalama olarak daha iridir.
Nandu, gevşek ama çok bol gözüken tüylere sahiptir. Uçamayan kuşlar içinde en büyük kanatlara sahip olanıdır. Bacakları uzun ve kuvvetli, ayakları 3 parmaklıdır. Koşarken 60 km/sa. hıza ulaşabilir. Nandu ayrıca çok iyi bir yüzücüdür.
Tüylü kıyafeti gri ya da kahverengi olup genelde erkek daha koyu renkli ve daha iridir. Türün bireyleri, boyun altındaki siyah tüy farklılıklarından ayırt edilirler.

Dağılım ve yaşam alanları
[Only Registered Users Can See Links]

Nandu (Rhea americana)


Nandular Güney Amerika Pampalarında Arjantin ve Uruguay'dan Brezilya'nın kuzeydoğusuna kadar yayılmışlardır. Bu kuşlar geniş savanlarda yaşar, ormanlarda görünmez. Darwin nandusundan farklı olarak bu iri nandular, düz alanları severler ve yükseklerden kaçınırlar. İri nandu soğuk bölgelerden de kaçınır ve 40° güney enleminin aşağısında bulunmaz.
Nandular son zamanlarda artık Avrupa'da da görülmektedir. Almanya'ya 2000 yılı sonbaharında getirilen 3 çift kuş, avlanmasının yasak olması sayesinde Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde bugün 80 hayvanlık bir koloni oluşturmuştur.

[Only Registered Users Can See Links]

hasantek
18-11-2007, 17:09
[Only Registered Users Can See Links]

Şahin, atmacagiller (Accipitridae) familyasından Buteo cinsini oluşturan yırtıcı kuş türlerinin ortak adı.
Şahinler öbür yırtıcı kuşlardan geniş kanatları ve yanlara doğru açılan yuvarlak kuyruklarıyla ayırt edilebilir. Ağır kanat darbeleri ile uçar ve havada asılıymışçasına, kanatlarını çırpmadan uzun süre dönenirler.
Çoğu türün üst bölümleri beyaz ya da kahverengi benekli, kanatları çizgilidir. Ama renkleri aynı tür içinde bile önemli ölçüde çeşitlilik gösterebilir.
Şahinler genellikle böcekleri ve küçük memelileri avlar, ara sıra kuşlara saldırır.
Çalı çırpıdan yaptıkları ve yumuşak maddelerle döşedikleri sağlam yuvaları ağaçların ya da kaya çıkıntılarının üzerinde bulunur. Dişiler yuvaya 2-5 tane kahverengi lekeli beyaz yumurta bırakır.

Türler
Bayağı şahin (Buteo buteo).Türkiye
Paçalı şahin (Buteo lagopus).Türkiye
Kızıl şahin. (Buteo rufinus).Türkiye

hasantek
18-11-2007, 17:10
[Only Registered Users Can See Links]

Doğan (Falco), Falconidae (doğangiller) familyasından Falco cinsini oluşturan yırtıcı kuş türleri.
Doğanlar yuvalarını genellikle ağaç kovuklarına ya da sarp kayalıkların kenarına kurarlar. Her kuluçka döneminde dişi kuş, kabuğu kirli beyaz üstüne kızılımsı kahverengi benek ve lekelerle süslü dört ya da beş yumurta bırakır. Kuluçka süresi yaklaşık 28-35 gündür ve yumurtadan çıkan yavrular 35 gün kadar yuvada kalarak ana-babası tarafından beslenir.
Doğanlar, güçlü kanatlarıyla havayı yararak hızla ve düz bir çizgi boyunca uçarlar. Bazı türler, yerdeki avın üstüne atlamak için uygun zamanı kollarken, kanatlarını hızla çarparak havada daireler çizebilir.
Avların niteliği, boyutları ve avlanma yöntemi türlere göre değişir; kimisi kendi boyutlarındaki ya da daha küçük kuşları havada avlarken, bir bölümü de tavşan, fare, kertenkele ve böcek gibi hayvanlarla beslenir.

Türler
Falco albigularis - Yarasa doğanı
Falco alopex - Tilki kerkenezi
Falco amurensis - Amur doğanı
Falco araea - Seyşel Adaları kerkenezi
Falco ardosiaceus- Boz kerkenez
Falco berigora - Kahverengi doğan
Falco biarmicus - Bıyıklı doğan
Falco cenchroides
Falco cherrug - Ulu doğan
Falco chicquera - Kırmızı boyunlu doğan
Falco columbarius - Boz doğan
Falco concolor - Gri doğan
Falco cuvierii - Afrika doğanı
Falco deiroleucus - Turuncu göğüslü doğan
Falco dickinsoni Dickinson kerkenezi
Falco eleonorae - Ada doğanı
Falco fasciinucha
Falco femoralis
Falco hypoleucos - Boz doğan
Falco jugger
Falco longipennis
Falco mexicanus - Bozkır doğanı
Falco moluccensis - Benekli kerkenez
Falco naumanni - Küçük kerkenez
Falco newtoni - Madagasgar kerkenezi
Falco novaeseelandiae - Yeni Zellanda doğanı
Falco pelegrinoides - Kızıl enseli doğan
Falco peregrinus - Bayağı doğan
Falco punctatus
Falco rufigularis - Yarasa doğanı
Falco rupicoloides - Büyük kerkenez
Falco rusticolus - Ak doğan
Falco severus
Falco sparverius- Amerikan kerkenezi
Falco subbuteo - Delice doğan
Falco subniger - Kara doğan
Falco tinnunculus - Bayağı kerkenez
Falco vespertinus - Ala doğan
Falco zoniventris - Çizgili kerkenez
Doğanlar yuvalarını genellikle ağaç kovuklarına ya da sarp kayalıkların kenarına kurarlar. Her kuluçka döneminde dişi kuş, kabuğu kirli beyaz üstüne kızılımsı kahverengi benek ve lekelerle süslü dört ya da beş yumurta bırakır. Kuluçka süresi yaklaşık 28–35 gündür ve yumurtadan çıkan yavrular 35 gün kadar yuvada kalarak ana-babası tarafından beslenir. Doğanlar, güçlü kanatlarıyla havayı yararak hızla ve düz bir çizgi boyunca uçarlar. Bazı türler, yerdeki avın üstüne atlamak için uygun zamanı kollarken, kanatlarını hızla çarparak havada daireler çizebilir. Avların niteliği, boyutları ve avlanma yöntemi türlere göre değişir; kimisi kendi boyutlarındaki ya da daha küçük kuşları havada avlarken, bir bölümü de tavşan, fare, kertenkele ve böcek gibi hayvanlarla beslenir. Doğan en hızlı uçan kuşlardan biridir. Bazı araştırmacılar göre dalışa geçtiği zaman hızı saatte 300 kilometredir! Avcı bir kuştur. Ardıç kuşu, sığırcık, güvercin gibi kuşları avlayarak beslenir ve sabah erkenden ya da akşam ava çıkar. Çok iyi bir avcıdır;8,00 km uzaklıktaki bir güvercini bile kaçırmaz. Bu özelliğinden ötürü onu kuş avlamak için yetiştirirler! Erkek ve dişi doğan hemen hemen aynıdır. Dişiden küçük erkek doğanlara da zaman zaman rastlanır. Ömürlerinin sonuna kadar çift(erkek ve dişi)olarak yaşarlar. Dişi bir kayalıkta açtığı küçük bir deliğe 3–5 yumurta bırakır. 1 ay kadar kuluçkaya yatar. Bu sırada erkek de çevreyi kollar. Dişiye ve yumurtadan çıka yavrulara yiyecek taşır. Yavrular 5 haftalıkken yuvadan ayrılırlar ama 2ay kadar yine ana babalarına bağlı kalırlar. İlk yıllar soğuktan ölmez ve başlıca düşmanları puhukuşuna yem olmazlarsa 25 yıl kadar yaşarlar.

hasantek
18-11-2007, 17:13
[Only Registered Users Can See Links]

Asıl sırtlanlar (Hyaeninae), sırtlangiller (Hyaenidae) familyasının bir altfamilyası. Büyükçe sayılabilecek karasal etobur memelidirler. Afrika kıtası ve Hint alt kıtasına özgüdür.

hasantek
18-11-2007, 17:14
[Only Registered Users Can See Links]

Sansar, sansargiller (Mustelidae) familyasından Martes cinsini oluşturan omnivor hayvanların ortak adı.


Özellikleri

Kediyi andıran uzun ve ince bir vücudu, uzun ve bol tüylü kuyruğu vardır. Boyları 40-50 cm., ağırlıkları 2 kg. civarındadır. Boyunlarında beyaz renkte çatal şeklini andıran tüyler olan sansarlar, parlak koyu kahve rengindedir.

Beslenme

Gündüzleri uyuyup geceleri avlanan sansarlar, çift olarak avlanan hayvanlardır. Kemirgenler, sürüngenler, yumurta ve meyve temel besinleridir.

Üreme

Çiftleşme dönemleri Haziran-Ağustos ayları arasında olup, Mart-Nisan arasında 2 ile 4 yavru yaparlar. Kemirme huylarından ötürü, çevreye zarar verebilirler.

Türler
Amerika sansarı (Martes americana)
Sarı boyunlu sansar (Martes flavigula)
Kır sansarı (Martes foina).Türkiye
Ağaç sansarı (Martes martes).Türkiye
Japon sansarı (Martes melampus)
Balıkçıl sansar (Martes pennanti)
Samur (Martes zibellina)
(Martes gwatkinsii)

hasantek
18-11-2007, 17:22
Porsuk (Meles meles), sansargiller (Mustelidae) familyasından memeli hayvan türü.
Kuzey yarıkürede yaşayan, boyu 90 cm'yi, ağırlığı 20 kg'ı bulabilen, sırtı açık sarımsı-kurşuni, karın kesimi kestanerengi, bacakları ve karnının altı siyah renkli usta bir kazıcı olan porsuk, yeraltı tünellerinden oluşan karmaşık labirentler, odalar kazar. Yuvasından geceleri çıkarak mantarlar, küçük meyveler ve balla beslenir. Eskiden sert kıllarından giysi fırçası ve resim fırçası yapımında yararlanılmıştır.

hasantek
18-11-2007, 17:23
[Only Registered Users Can See Links]

Avrupa Kunduzu" da denir. Vücudu yüzmeye uyum sağlamış, su civarında yaşayan bir kemirgen türü. Sincapsılar alttakımında yer alır.
Kunduz, Avrupa’nın en büyük kemirgenidir, arka ayak parmaklarının arasında palet gibi bir yüzme derisi gelişmiştir. Postları gri renkli, sık ve yumuşak kıllar ile daha uzun yapılı kahverengi, oldukça sert kıllardan oluşmuştur. Kulakları ve gözleri küçüktür. Gözlerinde üçüncü bir perde vardır. Kulakları ve burunlarında da su kaçmasını önleyen kapaklar vardır. Kesicidişleri portakal renginde olabilir ve 12 cm.’ye varabilir.
Boyları 75-100 cm., dümen görevi yapmak üzere yassılaşmış kuyrukları 30-40 cm. kadar olur, ağırlıkları 13-30 kg. arasında değişir.

Daha çok kayın, kavak ve kızılağaç gibi yumuşak oduna sahip ağaçların bulunduğu suların civarında yaşar, suyun sakin ve yavaş aktığı yerleri tercih ederler. Eskiden Avrupa’nın tamamından Orta Asya’ya kadar yaygın iken bugün Avrupa’da bölge bölge kalmıştır. Türkiye’de soyu tükenmiş olabilir. Geçmişte Fırat, Yukarı Kızılırmak, Ceyhan ve Kahramanmaraş yakınında Körsulu Çayı dolaylarında yakalanmış ya da görülmüşlerdir.
Kunduzların yuvaları ortada tünellerle ulaşılan bir yaşama odasının bulunduğu bir galeri şeklindedir ve yerden 1.5 metre kadar yüksekliğe ulaşır. Dal ve çamurlarla inşa edilen bu yuvalar bir insanın ağırlığını taşıyabilecek kadar sağlamdır. Birçok galeri aracılığıyla yuvaların su yüzeyinin altıyla bağlantısı sağlanmıştır ve bir havalandırma bacası da yukarıya açılır.
Genellikle gece işlektirler, çok ürkektirler. Tehlike sırasında kuyruklarını suya vururlar. Nadiren homurtu, tıslama, çığlık gibi sesler çıkarırlar. Derelere, 30-60 cm. yüksekliğinde yuvalarını korumaya yönelik bentler yaparlar. Güçlü dişleriyle bir ağacı kemirmek suretiyle devirirler. 8 cm. çapındaki bir ağacı yere (su yüzeyine) yıkmaları en fazla 5 dakika sürer. Daha büyük ağaçlar için, günler, haftalar boyunca ve birkaç birey birlikte çalışırlar. 80cm. çapında bir ağacı dahi devirebilirler. Baraj yapmaktaki amaçları insanlarınkinden pek de farklı değildir. Su düzeyini ve akışını düzenlemeye çalışırlar. Erkek ve dişi bir yaşama alanı belirleyerek birlikte yaşar. Kışuykusu yoktur. Kışı dinlenme odalarında geçirirler. Kemirmeye uygun dalları suyun dibine taşırlar. Burada görece soğukta saklanan dallar tazeliğini koruyarak kışlık gereksinimlerini karşılar. Bazen buzları delerek besin aradıkları da olur. Ağızlarında boğazlarına su kaçmasını engelleyen bir deri tabakasını (salgılanan bir maddeyle) mühürlemek suretiyle sualtında da su yutmaksızın kemirebilirler. Sadece bitkilerle beslenirler. Otlar, yapraklar, yumuşak ve ince dallar, ağaç kabuklarını tercih ederler.
Ortalama 35-50 yıl yaşarlar.
Gebelik 15 hafta sürer. Bu süre sonunda 1-5 yavru, gözleri açık ve kürklü olarak doğarlar. Birkaç günlükken yüzmeyi ve dalmayı becerirler. 2 ay kadar emzirilen yavrular, 2-3, bazen 4 yaşına kadar anne ve babasıyla yaşar. Daha sonra aile kurmak üzere yuvadan ayrılırlar.
Kırmızı listede R/Ex statüsündedir. Eskiden yaşadıkları pekçok bölgede soyları tükenmiş, yaşadıkları yerlerde de birbirinden kopuk populasyonlar halinde varlıklarını sürdürmektedirler. Avlanma (kürkleri için), çevre bozulması gibi etkenlerin tehdidi altındadırlar.

hasantek
18-11-2007, 17:31
[Only Registered Users Can See Links]

Köstebekgiller (Talpidae), memeliler aleminde böcekçiller takımına ait, yeraltında, kazdıkları tünellerde yaşayan memeli grubunu kapsayan bir familyadır.



Özellikleri [değiştir]

Toprakları kazarak ve eşeleyerek yaşamaya uyum sağlamışlardır. Ağız ve burunları hortum gibi uzamıştır. Gövdeleri silindir biçiminde, gözler körelmiş ya da körlerek deri altında kalmıştır. Kulakkepçeleri yoktur. Ön üyeleri kazmaya uyum sağlamış ve kürek biçiminde genişlemiştir. Parmak sayıları önde ve arkada 5'dir. Tırnakları ön üyelerde kazmaya uyum sağlamıştır. Postları kısa ve sık kıllarla kaplanmıştır. Diş yapıları sivrifarelere göre daha ilkeldir. Genellikle hepsi toprak altında yaşarlar. Yüzeye çıkardıkları toprak yığınları ile tanınırlar. Yuvaları oldukça karmaşık biçimdedir.
Bu familya üç ana altfamilyaya ayrılır:
Desmaninae
Talpinae (köstebekler)
Uropsilinae
Cinsler
Uropsilus
Desmana
Galemys
Talpa
Mogera
Parascaptor
Scaptochirus
Scaptonyx
Scapanulus
Urotrichus
Neurotrichus
Scalopus
Parascalops
Scapanus
Condylura

hasantek
18-11-2007, 17:32
Gelincik
[Only Registered Users Can See Links]

Gelincik, Mustelidae familyasından Mustela cinsinden bazı küçük yapılı etçil türlerinin ortak adı.
İnce ve uzun gövdeli ve kuyruklu, kısa bacaklı, hareketli ve uzun boyunlu hayvanlardır. Kuzey Amerika türleri, 17-18 cm. boylarıyla en küçük karnivor türü olarak bilinir. Dünyanın başka yerlerinde yaşayan türleri, 30-35 cm. boyunda olabilmektedir.
Gece avcıları olan Gelincikler, tek başlarına avlanan hayvanlardır. Kemirgenler, sürüngenler temel besinleridir.
Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde görülebilen gelinciklerin, sırtları kızıl kahverengi, karın bölgeleri ise beyaza yakın açık renkli tüylere sahiptirler.
Türler
Mustela africana
Mustela altaica
Mustela erminea
Mustela eversmannii
Mustela felipei
Mustela frenata
Mustela kathiah
Mustela lutreola
Mustela lutreolina
Mustela nigripes
Mustela nivalis
Mustela nudipes
Mustela putorius
Mustela sibirica
Mustela strigidorsa
Mustela vison

hasantek
18-11-2007, 17:43
[Only Registered Users Can See Links]

Sincap, Çekelez olarak da bilinir, sincapgiller (Sciuridae) familyasından uzun kuyruk tüyleri ile dikkat çeken kemirici memeli hayvanların türlerinin ortak adı.





Özellikleri

Vücudunun üst kısmı açık sarıdan kırmızımsı kahverengine ve siyaha kadar değişir. Alt tarafı tamamen beyazdır. Kışın, kıl uçlarında siyah pigment miktarı artar. Bu nedenle kırmızı renkte olanlar, kışın daha koyu görünür. Kuyruktaki tüyler uzundur ve kuyruklarını kıvırıp sırtlarına değdirebilirler. Gözleri iri ve patlaktır. Kulakların ucunda (kışın daha fazla) tüy demeti bulunur. Arka ayakları daha uzun ve daha güçlüdür. Boyları 18-25 cm, kuyrukları 14-20 cm arasındadır ve 280-480 gram ağırlığındadırlar.

Yaşam alanı

Ormanlık ve ağaçlık bölgeler, parklar ve korularda yaşarlar. Alarm vermek için çok-çuk-çuk ve kru-kru-ru diye sesler çıkarırlar. Kış uykusuna yatmazlar ancak soğuk havalarda birkaç gün süren uyuşukluk dönemleri olur. Çiftleşme dönemi dışında yalnız yaşarlar. Çok iyi tırmanır ve sıçrarlar, hemen hemen tamamen ağaçların üstünde zaman geçirir. Ağaç gövdesinde baş aşağı ve baş yukarı hızla inip çıkabilirler. Gündüzleri işlektirler, sabah ve ikindi vakti daha hareketlidir.

Dağılımı

Akdeniz adaları ve İzlanda hariç tüm Avrupa’dan, Japonya’ya kadar dağılmıştır. Türkiye’de Trakya ve Kuzeydoğu Anadolu’da (Kars civarı) İzmit'te Balaban köyü civarında yaşar.

Üreme

Çürümekte olan dallardan 30-40 cm. çapında, ağaçların tepe kısmında ya da köke yakın büyük dalların ayrıldığı çatallarda ya da ağaçkakanların açtıkları deliklerdeki oyuklarda, küre şeklinde yuva yaparlar. Yuva ağzının altta olması nedeniyle kuş yuvalarından rahatlıkla ayırdedilebilir. Yuvanın içini yosun ve otla döşerler. Bir yerleşim bölgesinde aynı hayvan birden çok yuva yapar ve kullanır. Yılda 1-2 kere, 2-7 yavru doğururlar. (Ancak bir yılda 40 yavru doğuranları da görülmüştür.) Anne yuvadan ayrılırken yuvanın ağzını ve yavrularını otlarla örter. Ortalama ömrü, 7 yıl kadardır.

Beslenme

İğne yapraklı ağaçların tohumlarını dişleri ile kozalakları ısırarak serbest bırakırlar. Meşe palamutları, ceviz, badem, fındık, tomurcuklar, mantarlar, taze ağaç kabukları, böcekler, salyangozlar ve kuş yavruları ile beslenirler. Tohumları ve kabuklu yemişleri tek tek toprağa gömerek saklarlar veya kovuklarda depolarlar. porsuk ağacının tohumları insanlar için zehirli olmasına karşın sincaplarca çok sevilir.
Sincaplar sakladıkları tohumların bir kısmın bulamazlar. Toprak altında unutulan bu tohumlar, ağaçların üremesine yardımcı olur.

Diğer

Sincaplar, postları için avlanırlar ve (yasak olmasına karşın) avlanma nedeniyle Türkiye’de sayıları hızla azalmaktadır. Kırmızı listede soyları tehlikede olmayan hayvanların yer aldığı nt statüsündedir. Ancak Türkiye’deki durumları daha hassastır. Gündüz yırtıcıları tarafından da avlanmaları sayılarındaki azalmayı desteklemektedir. Kızıl sincaplar, yayılmacı türlerle rekabet edemeyebilir. Örneğin İngiltere’de yerli tür olmasına karşın sonradan Britanya adasına getirilen gri sincap tarafından yaşama alanının işgali nedeniyle rekabet edememiş ve sayıları giderek azalmıştır.

[Only Registered Users Can See Links]

[Only Registered Users Can See Links]

hasantek
18-11-2007, 17:44
[Only Registered Users Can See Links]

Koala (Phascolarctos cinereus), Phascolarctidae familyasından Avustralya'da yaşayan bir memeli türü.
Koalaların, vücut tasarımları bulundukları çevrede ihtiyaçları olan kusursuz detaylara sahiptir. Örneğin kol ve pençeleri geniş gövdeli okaliptüslere kolaylıkla tırmanmalarını sağlar, ön ayaklarındaki ilk iki parmakları ise diğer üç taneden ayrıktır. Kendi elimizi düşünürsek, iki tane baş parmaklarının olduğu söylenebilir. Arka ayaklardaki baş parmaklar da diğerlerinden ayrıktır ve diğer dört parmak gibi keskin pençelere sahip değildir. Diğer parmaklardan farklı olan bu baş parmaklar daha küçük dallara tutunmayı sağlar.
Pençeleri ağaçların yumuşak ve düzgün gövdelerine çengel gibi saplanabilen koalaların, dört ayağı da, tıpkı bizim bir sopayı kavramamız gibi ağaç dallarını rahatlıkla kavrayabilir ve dallara sarılarak koalanın tırmanmasını sağlar. Ancak koalaların sahip oldukları özellikler bunlarla sınırlı değildir. Koalaların diğer özellikleri ise şöyledir:
Okaliptüs yaprakları yüksek miktarda lif ve çok az da protein içerir. Bu yapraklarda güçlü kokulu yağlar, fenolik bileşimler ve birçok memeli için yenilemez hatta zehirli olan siyanür niteliğinde maddeler de bulunur. Başka hayvanlar için zararlı olan bu maddeler koalanın vücudunda zehir etkisini kaybeder. Çünkü koala, çok özel bir anatomisi ve fizyolojisi olan bir sindirim sistemine sahiptir. Bu özelliği ile "Minyatür Bir Biyokimyasal Fabrika" benzetmesi yapılabilir.
Tıpkı diğer otçul memeliler gibi koala da okaliptüslerin ana maddesi olan selülozu sindiremez. Ancak bu işlemi, onun için selülozu sindirebilen ve koalanın körbağırsağında yaşayan mikro organizmalar yaparlar.
Koalanın kör bağırsağı, kalın bağırsağına açılır ve çok büyüktür. Öyle ki körbağırsak, bağırsağın toplam uzunluğunun yaklaşık %20'sini oluşturur. Uzunluğu 1.8 ile 2.5 metre arasındadır.
Körbağırsak koalanın sindirim sisteminin en ilginç parçasıdır. Yaprakların sindirim sisteminden geçişi burada geciktirilir. Bu gecikme sayesinde körbağırsaklardaki mikro organizmalar faaliyete geçerek selülozu koalanın faydalanacağı hale getirirler. Bu haliyle koalanın kör bağırsağı biyokimyasal bir fabrikaya benzetilebilir. Selüloz bu fabrikada işlenirken, yağlar ve zehirli niteliğe sahip kimyasallar (fenol bileşikleri) başka bir fabrikada yani karaciğerde süzülmeye uğrayarak etkisiz hale gelirler.
Bilindiği gibi koalanın tek besin kaynağı okaliptüs yapraklarıdır. Bu ise hayvanın karbonhidrat gereksinimini tümüyle mikro organizmaların selülozu sindirmesiyle karşılaması demektir. Bu durum, mikro organizmalar olmadan koalaların yaşamasının mümkün olamayacağını açıkça göstermektedir.
Ayrıca koalalar uykucu olmalarıyla karikatürlere filmlere ve dizilere konuk olan canlılar arasındadır.

hasantek
18-11-2007, 17:49
[Only Registered Users Can See Links]

Vaşak, kedigillerden orta büyüklükte etçil ve yabanıl bir hayvan ailesidir. Bazı zoologlar vaşakları Felis cinsine koymuştur (Felis lynx gibi).
Türkiye'de halen yaşayan yabani kedi türlerinden biridir ve koruma altındadır.

[Only Registered Users Can See Links]
Oyun oynayan iki yavru vaşak

hasantek
18-11-2007, 18:02
[Only Registered Users Can See Links]

Çakal, köpekgiller (Canidae) familyasına dahil olan Canis cinsi içindeki türlerden dört tanesine, Afrika ve Asya'da bulunan ve küçük-orta boyutlu olan Canis adustus, Canis aureus, Canis mesomelas ve Canis simensis türlerine verilen ortak addır.
Küçük avcı ve leşçil canlılar olan çakalların Kuzey Amerika'daki karşılığı, Türkçe'de "kır kurdu" ya da yine "çakal" olarak adlandırılan Canis latrans (İng., coyote ya da prairie wolf) türü canlıdır

hasantek
18-11-2007, 18:03
Tilkiler
[Only Registered Users Can See Links]

Tilki, Canidae (köpekgiller) familyası içindeki yedi cinste sınıflanmış ve yaklaşık 24 tür canlıyı kapsar. Buna karşılık, Batı dünyasında "tilki" denilmekle en çok ifade edilen canlı türü Vulpes vulpes, yani kızıl tilkidir. Omnivor canlılar olan tilkilerin hemen her kıtada bulunuyor olmaları, çoğu halkların popüler kültüründe ve folklorunda da yer almalarına yol açmıştır.

Sınıflama

Terim olarak tilki, aşağıda sunulmuş cins ve türleri kapsar:
Cins : Alopex
Tür : Alopex lagopus - Kutup tilkisi
Cins : Cerdocyon
Tür : Cerdocyon thous - Yengeç yiyen tilki
Cins : Dusicyon
Tür : Dusicyon australis - Falkland Adası tilkisi; soyu tükenmiş
Cins : Otocyon
Tür : Otocyon megalotis - Yarasa kulaklı tilki
Cins : Pseudalopex - Yalancı tilkiler ya da Güney Amerika tilkileri; toplam 6 tür
Tür : Pseudalopex culpaeus - Patagonya tilkisi
Tür : Pseudalopex fulvipes - Darwin tilkisi
Tür : Pseudalopex griseus - Arjantin gri tilkisi
Tür : Pseudalopex gymnocercus - Pampas tilkisi
Tür : Pseudalopex sechurae - Peru çöl tilkisi
Tür : Pseudalopex vetulus - Kır tilki
Cins : Urocyon - 3 tür
Tür : Urocyon cinereoargenteus - Gri tilki
Tür : Urocyon littoralis - Ada tilkisi
Tür : Urocyon sp. - Cozumel tilkisi
Cins : Vulpes - Gerçek tilkiler; 11 tür
Tür : Vulpes bengalensis -
Tür : Vulpes cana -
Tür : Vulpes chama -
Tür : Vulpes corsac -
Tür : Vulpes ferrilata -
Tür : Vulpes macrotis
Tür : Vulpes pallida - Soluk tilki
Tür : Vulpes rueppelli - Kum tilkisi
Tür : Vulpes velox
Tür : Vulpes vulpes - Kızıl tilki
Tür : Vulpes zerda - Uzun kulaklı çöl tilkisi

hasantek
18-11-2007, 18:13
Türkiye'de kaç yılan türü yaşıyor?
Türkiye'de 43 yılan türü yaşamaktadır. Bunlar:
Boidae:

Eryx jaculus(Mahmuzlu Yılan) Max Boyu: 70 cm


Colubridae:

Coluber caspius(Hazer Yılanı) Max Boyu: 180cm
Coluber jugularis(Kara Yılan) Max Boyu: 2 Metre
Coluber najadum(İnce Yılan) Max Boyu: 140cm
Coluber nummifer(Sikkeli Yılan) Max Boyu: 150cm
Coluber ravergieri(Kocabaş Yılan) Max Boyu: 130-140cm
Coluber rubriceps(Toros Yılanı) Max Boyu: 100-110cm
Coluber schmidti(Kırmızı Yılan) Max Boyu: 160cm
Coluber ventromaculatus(Benekli Yılan) Max Boyu: 1 Metre

Coronella austrica(Avusturya Yılanı) Max Boyu: 75cm

Eirenis colaris(Yakalı Yılan) Max Boyu: 40cm
Eirenis coronella(Halkalı Yılan) Max Boyu: 30cm
Eirenis decemlineatus(Çizgili Yılan) Max Boyu: 95cm
Eirenis lineomaculatus(Bodur Yılan) Max Boyu: 35cm
Eirenis modestus(Uysal Yılan) Max Boyu: 70cm
Eirenis punctatolineatus(Van Yılanı) Max Boyu: 50cm
Eirenis rothi(Kudüs Yılanı) Max Boyu: 35cm

Elaphe dione(Step Yılanı) Max Boyu: 100cm
Elaphe hohenackeri(Kafkas Yılanı) Max Boyu: 75cm
Elaphe longissima(Eskülap Yılanı) Max Boyu: 150cm
Elaphe quatuorlineata(Sarı Yılan) Max Boyu: 230 cm
Elaphe situla(Ev Yılanı) Max Boyu: 90cm

Natrix natrix(Yarı Sucul Yılan) Max Boyu: 150cm
Natrix tessellata(Su Yılanı) Max Boyu: 120cm
Naxrix megalocephala(Hemşin Yılanı) Max Boyu: 120cm

Pseudocalamus persicus (İran Yılanı) Max Boyu: 40cm

Rhynchocalamus melanocephalus (Toprak Yılanı) Max Boyu: 40cm

Spalerosophis diadema (Urfa Yılanı) Max Boyu: 180cm

Malpolon monspessulanus(Çukurbaşlı Yılan) Max Boyu: 2 Metre (Yarı Zehirli)
Telescopus fallax(Kedi Gözlü Yılan) Max Boyu: 80cm (Yarı Zehirli)


Leptotyphlopidae:

Leptotyphlops macrorhynchus (İpliksi Yılan) Max Boyu: 25cm


Typhlopidae:

Typhlops vermicularis (Kör Yılan) Max Boyu: 35cm
Rhinotyphlops episcopus(Sivriburun Yılan) Max Boyu 35cm

Viperidae: (Hepsi Zehirli)

Vipera ammodytes(Boynuzlu Engerek) Maksimum boyu 1 Metre (Zehirli)
Vipera barani(Baran Engereği) Max Boyu: 55cm (Zehirli)
Vipera kaznakovi(Kafkas Engereği) Max Boyu: 60 -70cm (Zehirli)
Macrovipera lebetina(Koca Engerek) Max Boyu: 180cm (Zehirli)
Vipera pontica(Çoruh Engereği) Max Buyu: 50cm (Zehirli)
Vipera raddei(Ağrı Engereği) Max Boyu: 1m (Zehirli)
Vipera eriwanensis(Küçük Engerek) Max Boyu: 50-60cm (Zehirli)
Vipera ursinii anatolica(Anadolu Küçük Engereği) Max Boyu: 50-60cm (Zehirli)
Vipera wagneri(Vagner Engereği) Max Boyu 50-90cm (Zehirli)
Vipera xanthina (Şeritli Engerek) Max Boyu: 80cm, nadiren 1m (Zehirli)


Elapidae: (Hepsi Zehirli)

Walterinnesia aegyptia (Çöl Kobrası) Max Boyu 120cm (Zehirli)

hasantek
18-11-2007, 18:14
UÇAN KURBAĞA

Perde ayaklı küçük ağaç kurbağalar son derece ilginç bir özelliğe sahiptirler. Bu kurbağalar perde ayaklarını kanat olarak kullanırlar ve süzülerek uçabilirler. Ağaçların üstünden uçarken, bir yere inmek istediklerinde, hızlarını kesmek ve inişlerini yavaşlatmak için ayaklarının dördünü de paraşüt olarak kullanırlar. Ayak parmakları arasındaki ağları genişleterek vücut yüzeylerini iki katına çıkartan uçan kurbağalar, bir ağacın üzerine inmeden önce 12 metre kadar havada süzülebilmektedirler. Hatta, bacaklarını hareket ettirerek ve perde ayaklarının şeklini değiştirerek rotalarını ve yönlerini de değiştirebilmektedir.

Tonny Seddon, Animal Movement, s.49

[Only Registered Users Can See Links]

hasantek
18-11-2007, 18:17
Soyu Tükenen Kemirgen Canlı
Soyu tükendi sanılan kemirgen canlı

[Only Registered Users Can See Links]

Soyunun 11 milyon yıl önce tükendiği sanılan bir kemirgen türünün izine Güneydoğu Asya’da Laos’ta rastlandı.

TALLAHASSEE - Bilimsel dilde ‘Diatomyidae’ adı verilen fareye benzeyen kemirgene ‘Laos kaya faresi’ lakabı takıldı. Sincap büyüklüğündeki kemirgenin kara tüyleri ve uzun bir kuyruğu var. Uzmanlar hayvanın tam anlamıyla bir fare olmadığının altını çiziyor. Kemirgenin varlığı bundan önce sadece fosil bulgulara dayandırılıyordu
Hayvanı Laos’ta keşfeden ABD’li antropolog David Redfield, kemirgenin bu kez gerçekten soyunun tükenmemesini ümit ettiğini söyledi. Redfield ve Taylandlı meslektaşı Uthai Treesucon, kemirgeni Laos’ta yapılan bir ekspedisyonda keşfetmişti. Redfield, yerel halkın ‘kha-nyou’ adını verdiği kemirgenin kayalar arasında yaşadığını ve bu nedenle de hem görmenin hem de fotoğrafını çekmenin zahmetli olduğunu belirtti.

hasantek
18-11-2007, 18:18
[Only Registered Users Can See Links]

Çalı kuşu, çalı kuşugiller (Regulidae) familyasını oluşturan kuşların ortak adı.
Familyanın bütün üyeleri, 9-15.5 santimetredir. Bu kuşların, superciliumunda bir göz-halkası veya çizgisi vardır. Erkekler, rengarenk bir taç yamasına sahiptir.

Türler [değiştir]
Bayağı çalı kuşu (Regulus regulus)
Yakut tepeli çalı kuşu (Regulus calendula)
Tayvan çalı kuşu (Regulus goodfellowi)
Sürmeli çalı kuşu (Regulus ignicapilla)
Altın tepeli çalı kuşu (Regulus satrapa)
Regulus teneriffae

hasantek
18-11-2007, 18:18
[Only Registered Users Can See Links]

Çekirge, düz kanatlılar (Orthoptera) takımının sıçrayıcı üyelerine verilen genel ad.
Çekirgeler, özellikle sıcak çöllere yakın yerlerde (Akdeniz çevresindeki bölgeler, Kuzey Amerika ve Arjantin'in orta kesimi, Asya ve Afrika çöllerine yakın bölgeler) tarıma büyük zarar verir. Türkiye'de çekirgeden zarar gören kesimler Güney Anadolu ve Trakya'dır. Çekirgeler zengin bitki örtülü ülkelere yaptıkları deşhet verici göçlerle ünlüdür. Kümeler halinde bırakılan yumurtalardan ilk yağmurlardan hemen sonra çıkan kanatsız çekirge yavruları büyük topluluklar halinde bitkilere saldırır. Yavrular erginleşip kanatlanınca göçün hızı daha da artar: karabulut gibi göç eden çekirge sürüsü indiği yerdeki bitkileri kısa sürede yiyip bitirir. Sıcak mevsimin sonunda dişiler bulundukları yerde yumurtlar; daha sonra erginler kalabalık topluluklar halinde ölür ve bu defa da cesetleri hastalıklara yol açar.
Çekirgelere yapılan savaş çeşitli etmenlere bağlı olarak değişir: çekirge sürüsünün büyüklüğü, göç biçimi, sürüyü oluşturan bireylerin erişkin olup olmamaları vb. Günümüzde, yere konmuş çekirgelerin silindirle ezilmesi, gürültü yapılarak ya da yumurtaların yakılması ya da üzerine kaynar su dökülmesi gibi yöntemlerin yanı sıra çekirgeleri yok etmede böcek öldürücü ilaçlar da kullanılmaktadır.[1]

hasantek
18-11-2007, 18:19
[Only Registered Users Can See Links]

Çita (Acinonyx jubatus), kedigiller (Felidae) familyasından dünyanın en hızlı koşan hayvanı.
Afrika'nın güney, orta ve doğu bölümlerinde ve Yakındoğu'da yaşar. Yakındoğu'da soyu neredeyse tükenmek üzeredir. Kısa mesafelerde dünyanın en hızlı koşan hayvanıdır; saatteki hızı 120 km'yi bulabilir. Uzun bacakları ve güçlü kalça kasları kadar gövdesi de koşmaya yatkındır. Ayak tırnaklarında koruyucu kılıfın olması ve tırnaklarını ancak bir ölçüde içeri çekebilmesiyle öteki kedigillerden ayrılır.
Çitanın uzunluğu 140 cm'yi bulur. Kuyruğu 75-80 cm dolayındadır. Omuz yüksekliği ortalama 80 cm, ağırlığı 50-60 kg kadardır. Doğduktan sonra yaklaşık üç ay süreyle başında, koyu benekli ve uzun tüylü gövdesinin omuz ve sırtında mavi gri lekeler görülür. Erişkinlerin kaba ve kıvırcık postu üstte soluk sarı, altta beyazdır. Gövdelerinde çok sayıda kara benek ve gözlerinin kenarlarında aşağıya doğru giden kara bir çizgi bulunur.
Çita tek başına ya da küçük gruplar halinde, genellikle sabah ya da akşam üstü avlanır. Avına (özellikle küçük antiloplara ) önce yavaşça yaklaşır, sonra birden bire üzerine atılır. Asya'da çok eskiden beri tuzağa düşürülerek evcilleştirilen çita, koşan avları yakalamak için kullanılmış, ama doğal koşulları dışında genellikle üretilememiştir.
Çitanın gebelik süresi 95 gündür ve iki ile dört arasında yavru doğurur.

hasantek
18-11-2007, 18:20
[Only Registered Users Can See Links] jpg

Dağ ispinozu (Fringilla montifringilla), ispinozgiller (Fringillidae) familyasından bir ispinoz türü.
Türkiye'de göç sırasında bazı yıllar göç ederken milyonlarcası bir araya gelebilir. İğne yapraklı ve huş ormanlarında ürer. Bir ağaç çatalına kurulan yuva, yosun ve likenlerle süslenir. 4-9 arasında yumurta bırakır. Üreme mevisimi dışında bayağı ispinozla birlikte karışık sürüler oluştururlar. Tohumla beslenirler fakat genç bireyler yaygın bir şekilde böcekle beslenir.
Bayağı ispinoz büyüklüğünde bir kuştur. Soluk butlu olup dıştaki kuyruk tüyleri beyazdır. Göğsü turuncu ve karnı beyazımsıdır. Kanatlar beyaz ve turuncu çizgilidir. Erkeklerin dişilerden farklı olarak baş ve sırt kısmı koyu siyahtır. Dişilerde bu bölümler soluk gridir.

hasantek
18-11-2007, 18:21
[Only Registered Users Can See Links]


Deve, çift toynaklıdır ve Camelus cinsindendir. Arap Devesi tek hörgüçe sahip iken Asya Devesi çift hörgüçlüdür. Kuzey Afrika ve Asya'nın çöllerinde ve kuru bölgelerinde yaşarlar. Devenin ortalama ömrü 30 ila 50 yıldır.
Camel sözcüğü Yunanca κάμηλος (kámēlos) , Arapça جمل (jamal) ya da İbranice גמל (gahmal) kelimelerinden gelmektedir.
Tam ergen bir deve ayakta iken omuz hizası 1,85 mt, hörgücü 2,15 mt yüksekliğindedir. Kısa mesafede 65 km/s hıza ulaşabilen deve uzun mesafede 25 km/s ile koşabilmektedir.[1]

Türkiye'de yıllara göre deve varlığı[2] Yıllar Adet
1935 118.647
1950 110.305
1955 72.034
1964 46.400
1980 12.000
1997 10,000

hasantek
18-11-2007, 18:22
[Only Registered Users Can See Links]

Doberman, Alman çoban köpeğine verilen isimdir.
Postu, parlak siyah olan, burnu, göğsü ve ayakları üstünde çoğunlukla koyu kırmızı lekeler bulunan dobermanın bedeninde pembe, mavimsi ya da kula rengi lekelere rastlandığı da olur. Erkeğinin omuzbaşından yere yüksekliği 66-71 cm, dişininki 61-66 cm'dir. Ağırlıkları 27-30 kg arasında değişir. Irkın adı 1890'da, pinşer, terye ve büyük olasılıkla başka köpekleri çaprazlayarak bu ırkı üreten Alman L. Dobermann'dan gelir. Çok iyi bir bekçi köpeği olduğu için dünyanın her yanında evlerde beslenmektedir.

hasantek
18-11-2007, 18:22
[Only Registered Users Can See Links]

Engerek, engerekgiller (Viperidae) familyasından Vipera cinsini oluşturan çeşitli zehirli yılan türlerine verilen genel ad. Uzun, kıvrık ve içi boş olan ikişer tane zehir dişleriyle bunların gerisinde daha küçük yakalama dişleri mevcuttur. Başları üçgen şeklinde ve kuyrukları küttür. Daha çok geceleri avlanırlar.

Türler
Vipera albizona
Vipera ammodytes - Boynuzlu engerek. Türkiye
Vipera aspis - Avrupa engereği
Vipera barani - Baran engereği. Türkiye
Vipera berus - Bayağı engerek
Vipera bornmuelleri - Lübnan engereği
Vipera darevskii - Darevsky engereği
Vipera dinniki
Vipera eriwanensis Türkiye
Vipera kaznakovi - Kafkas engereği. Türkiye
Vipera latastei
Vipera latifii
Macrovipera lebetina - Koca engerek. Türkiye
Vipera lotievi
Vipera magnifica
Vipera monticola - Dağ engereği
Vipera nikolskii
Vipera orlovi
Vipera palaestinae - Filistin engereği
Vipera pontica - Çoruh engereği. Türkiye (Artvin)
Vipera raddei - Ağrı engereği. Türkiye
Vipera renardi
Vipera russelli - Russell engereği
Vipera sachalinensis - Sakhalin engereği
Vipera seoanei - Portekiz engereği
Vipera ursinii - Çayır engereği. Türkiye
Vipera wagneri - Vagner engereği. Türkiye
Vipera xanthina - Şeritli engerek. Türkiye

hasantek
18-11-2007, 18:23
[Only Registered Users Can See Links]

Eşek (Equus asinus), atgiller (Equidae) familyasının evcilleştirilmiş türlerinden biridir.
Eşeklerin inatçı olduklarına dair olumsuz inanç, aslında sahiplerinin bu hayvanların oldukça gelişmiş kendini koruma dürtülerini yanlış anlamalarından kaynaklanır. Bir eşeğe, zorlayarak ya da korkutarak, kendi yararına olmadığına inandığı bir işi yaptırmaya çalışmak oldukça zordur. Bu davranış atlardakinin neredeyse tam tersidir çünkü bir at, örneğin, güvensiz bir zemin üzerinde yol alma konusunda eşeklere göre çok daha sorunsuz bir tavır çizer.
Eşeklerin davranış ve bilişleri üzerine yapılan ciddi çalışmalar görece sınırlıysa da bu hayvanlar oldukça zeki, dikkatli, arkadaş canlısı, oyuncu ve öğrenmeye meraklı gibi gözükmektedirler.

hasantek
18-11-2007, 18:24
[Only Registered Users Can See Links]

Eşek arısı (Vespa crabro), Vespidae familyasına ait böcek türü.
Gövdesi kızılımsı sarı ve siyah çizgili olan eşek arıları oldukça iri yapılıdır; uzunlukları arıbeyinde 30 mm'yi, işçi arılarda 23 mm'yi, erkek arılarda ise 2,5 cm'yi bulur.
Yeryüzünde geniş bir bir dağılım gösteren bu yaban arıları, bazen kova büyüklüğünde olan yuvalarını ağaç kovuklarında, duvar oyuklarında ender olarak da toprak üstünde kurarlar.Yuvaların içi, çiğnenmiş bitkisel maddelerin tükürükle karışmasından oluşmuş, kağıda benzer peteklerle döşelidir.
Sokması çok ağrı veren eşekarısının zehiri, insanda ağır alerji tepkilerine yol açabilir.

hasantek
18-11-2007, 18:25
[Only Registered Users Can See Links]

Fare

Memelilerin kemiriciler takımına ait bir hayvan.
Avurdu keseli fareler sincaba benzeyen küçük hayvanlardır. Yanaklarından omuzlarına kadar inen küçük astarlı iki dış çene keseleri vardır. Fareler bu keselerde yiyecek taşırlar, temizlemek gerektiğinde de içini dışına çıkararak çevirip temizlerler. Avurdu keseli fare yuva yaparken toprağı güçlü ön pençeleriyle kazar. Kıvrık kesici dişlerini sert toprak ve taşları yerinden oynatmak için kullanır. Kesici dişleri sürekli olarak büyüdüğü için aşınan yüzeyler hemen yenilenir.

hasantek
18-11-2007, 18:25
[Only Registered Users Can See Links]

Fil (Elephantidae),
hayvanlar aleminin bir üyesi ve Proboscidea takımının tek örneğidir.
Filler 3 türdür: Afrika çalı fili ve Afrika orman fili (genelde her iki tür Afrika fili olarak ); ve Asya fili (daha önceleri Hint fili olarak adlandırılmıştır). Diğer türleri, yaklaşık 10.000 yıl önce Buzul çağı ile ortadan kalkmıştır.
Karada yaşayan memelilerin en iri ve güçlü hayvanlarıdır. Afrika filinin yüksekliği 3-4 metre, ağırlığı 6-7 tonu bulur. Boyu, bazan 7 metreyi geçebilir. Asya filinin ise boyu 6 metre, omuz başına kadar yüksekliği 2 metre, ortalama ağırlığı da 3-4 ton arasında değişir. Bacakları sütun şeklinde yuvarlak, beş parmaklı ve küçük tırnaklıdır. Ot ve ince ağaç dallarıyla beslenir. Çok su içer, geviş getirmez. İriliğine rağmen çevik ve iyi yüzücüdür. Burun ve üst dudağın birleşerek uzamasından iki delikli hortum meydana gelir. 40 binden fazla kastan meydana gelen bu organ, dokunma, koklama ve kavrama âleti olarak kullanıldığı gibi, suyu emerek ağzın içine püskürtmede de kullanılır. Hortumun ucu Afrika filinde parmak gibi uzayan iki dudakla, Asya filinde ise tek dudakla sonlanır. Bir toplu iğneyi yerden alabilecek kadar hassas, bir insanı 40 metre uzağa fırlatabilecek ve bir ağacı kökünden sökebilecek kadar güçlüdür. Pek güçlü olmayan görme duyusuna karşı, işitme ve bilhassa koku alma duyusu çok kuvvetlidir. Hortumu devamlı hareket halinde olup, sağa, sola ve geriye doğru kıvrılarak rüzgarın getirebileceği en zayıf kokuları dahi hisseder. Fil, hortumuyla su içmez. Suyu hortumuna çekerek ağzına püskürtür. Sıcak havalarda sırtına püskürttüğü suyla serinler. Hortum, yedi litre kadar su alabilir. Dallardan hortumun ucuyla meyve kopararak ağzına götürür.
Günümüzde Asya fili ile Afrika fili kalmıştır. Soğuk bölgelerde yaşayan Mamut’un soyu tükenmiştir. Filler, nehir kıyılarındaki orman ve sık otlu alanlarda sürüler halinde yaşar. Afrika fili, Asya filinden daha iri olup, kulakları da geniştir. Sıcak havalarda yelpaze gibi kullanır. Daha çok ağaçlık ve gölgelik alanlarda yaşayan Asya filinde kulaklar küçüktür. Kırış kırış olan sert derileri adeta tüysüzdür. Kuyruk uçlarında tel gibi sert bir demet kıl bulunur. Hint kuyumcuları bu kılları ince altın şeritlerle bükerek hoş görünüşlü yüzük ve bilezikler yaparlar.
Fillerde, iki üst kesici dişler uzayarak tipik fildişlerini meydana getirirler. Dişler zaman zaman kırılıp aşınmasına rağmen ömür boyu uzarlar. 3 metre uzunluk ve 100 kg ağırlığına varanları bulunur. Filler bu dişlerle kendilerini aslan, kaplan gibi yırtıcı hayvanlara karşı korurlar. Bir aslan veya kaplanın saldırısına uğradığında, dişleriyle hasmına bir defa dokunması kâfidir. Hemen gövdesini bir mızrak gibi deler geçer. Toprağı kazarak kök ve yumruları çıkarır, ağaç dallarını kırarlar. Köpek dişleri bulunmaz. Azı dişleri ise büyük ve bitişiktir.
Afrika fillerinin erkek ve dişilerinde, fildişi bulunmasına rağmen, Asya filinin dişisinde yok denecek kadar kısadır. Yavrularda bu dişler 2-3 yaşında çıkmaya başlar. Filler, pek kıymetli olan bu dişleri yüzünden asırlarca insanlar tarafından katledildiler. Günümüzde fil avcılığı yasaklanmıştır. Bunlardan tarak, baston ve şemsiye sapları, kolye, tesbih, satranç taşları, bilardo topları yapıldığı gibi, çeşitli süs ve ziynet eşyâlarında da kullanılırlar.
13 yaşında erginleşen fil, 3 yılda bir olmak üzere ömründe 20 defa yavrular. Her doğumda genellikle 90-100 kg ağırlıkta 1 yavru doğurur. Doğumda bütün fil topluluğu anne ve yavruya günlerce sevgi gösterisinde bulunur.Yavruyu 6 ay emzirir. Gebelik süresi Asya filinde 19-21 ay, Afrika filinde 22 aydır. Eşler, gözlerden uzak yerlerde çiftleşir. Bu özelliklerinden dolayı esir filler kendilerini gizleyebilecek ortamlarda normal olarak ürer, kafes içindekiler ise kendilerini yabancı gözlerden saklayamadıklarından kolay kolay üremezler. Birbirini ve yavrularını hortumlarıyla severler.

hasantek
18-11-2007, 18:26
[Only Registered Users Can See Links]

Humboldt pengueni (Spheniscus humboldti), Spheniscus cinsinden bir penguen türü. Adını, bu hayvanları tarif eden ilk batılı gözlemci Alexander von Humboldt'dan alır. Bu penguenler küçük koloniler halinde, Güney Amerika'nın batı sahillerinde, Humboldt Akıntısı'nın soğuk bölgelerinde yaşarlar.

Görünüm özellikleri
Yetişkin humboldt penguenleri yaklaşık 60 santimetre boya erişirler. Penguenin gövdesinin üst kısmı siyahımsı gri olup düzensiz gri beneklerin olduğu alt kısmı beyazdır. Göğsünde bulunan nal şeklinde bir bant ve başından geçen beyaz bir şerit, karakteristik özelliğidir.

Beslenme ve davranış

Humboldt penguenleri genelde gruplar halinde hamsi ve sardalya sürülerini avlarlar. Ağırlık olarak sığ sularda yaşar ve yer altına, mağaralara veya kayalar arasındaki yarıklara yuva kurarlar.

Diğer
[Only Registered Users Can See Links]
Yüzen bir Humboldt pengueni


Humboldt penguenleri tehtit altındaki kuş türlerinden sayılırlar. Yaşam alanlarındaki aşırı boyutta balıkçılık ve insanlar tarafından avlanmaları, sayılarının belirgin bir şekilde gerilemesine yol açmıştır. Sık görülen bir durum da, penguenlerin balıkçı ağlarına yakalanarak boğulmalarıdır.

hasantek
18-11-2007, 18:27
[Only Registered Users Can See Links]

Flamingo (Phoenicopteridae), kuş sınıflandırmasında, kendine ait bir takım oluşturan Phoenicopteriformes takımından bir kuş familyası.
Familya tek bir cinsden (Phoenicopterus) ve onun altındaki 6 türden oluşur. Ancak biyologların en yeni verdiği sonuçalara göre; Avrupa türü, Rosa türü, ve kendi içinde ve çaprazlama üreyebildiklerinden 2 alt türü olan Küba türü olarak türlendirilir. Flamingo, Anadolu'da Allı Turna olarak bilinir.

Görünüm
Flamingolar, uzun ve ince bacaklara, yine uzun, eğri bir boyuna ve rosa rengi tüylere sahiptir. Belirgin özelliklerinden biri kıvrık bir gagalarının olması ve bunun, üst kısmıyla daldırıpta, yiyecekleri su ya da çamurdan çıkarırken filtre vazifesi görmesidir. Tüylerindeki kırmızı renk tonları, yedikleri yiyeceklerin içerdiği karotin miktarına göre değişir. Esaret altındaki genç kuşlar, çok az karotin içerikli besinler aldığından beyaz tüylere sahiptirler.

Dağılım

Flamingolar Afrika, Güneybatı ve Orta Asya, Güney Avrupa Güney ve Orta Amerika'da görülürler. Güney İspanya ve Güney Fransa'da da kuşun en büyük ve yaygın türü olan Rosa flamingo (Phoenicopterus roseus) kuluçka zamanı görülürler. Bu tür 130 cm boyunda olup Afrika, Asya ve Güney Avrupa'da yaşarlar.
Almanya'nın Hollanda sınırında ise çeşitli flamingo türlerinden bir koloni yaşar ki bu koloni Dünya'nın en kuzeyde yaşayan kolonisidir.

Yaşam alanları ve beslenme

Flamingolar büyük topluluklar halinde, durgun sulara sahip göl, tuz gölü, ya da lagünlerde yaşalar. Diğer hayvan türlerinin az bulunduğu, ekstrem doğa koşullarının bulunduğu yerlere gelirler.Örnek olarak tuz gölleri ya da alkalik içerikli göller verilebilir. Bunların dışında ısı farklılığının aşırılıklar gösterdiği durumlara da katlanabilirler.
Bulundukları ortamda kuş gruplarının birey sayısı 1 milyonu bulabilir.
Genelde yengeç karides gibi eklem bacaklı hayvanları, böcek larvası ve yosun yerler. Aşağı doğru eğik gagası sayesinde, yiyecekleri çok zor oartamlarından dahi çıkarabilirler.

Türler
Phoenicopterus andinus - And flamingosu
Phoenicopterus chilensis - Şili flamingosu
Phoenicopterus jamesi - James flamingosu
Phoenicopterus minor - Küçük flamingo
Phoenicopterus roseus - Rosa flamingo
Phoenicopterus ruber - Büyük flamingo

EmInEms
24-05-2009, 19:52
êàê ìîæíî îòêğûòü ôàéë *.rtf ïåğâîíà÷àëüíî ôàéë áûë ñîçäàí â Excel
êàêóş ïğîãó èñïîëüçîâàòü?
Ïîìîãèòå ïîæàëóéñòà. Çàğàíåå ñïàñèáî